TCK m.148/3'te yer alan 'Mağdurun, herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de, yağma suçunda cebir sayılır.' hükmünü yorumlayınız. Bu durumun kasten yaralama suçundan farkı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #305976

Bu hüküm, yağma suçundaki 'cebir' kavramının kapsamını genişleten özel bir düzenlemedir. Geleneksel anlamda cebir, fiziki güç kullanımını ifade ederken, bu fıkra mağdurun direncini kırmanın başka yollarını da cebir olarak kabul etmektedir. Mağdurun, örneğin içeceğine uyku ilacı katılarak, hipnotize edilerek veya bayıltıcı bir gaz kullanılarak bilincinin ve savunma yeteneğinin ortadan kaldırılması ve bu durumdayken malının alınması, yağma suçunu oluşturur. Bu durumun kasten yaralama suçundan farkı 'amaç' unsurunda yatar. Eğer failin amacı, mağdurun sağlığını bozmak veya ona acı vermekse eylem kasten yaralamadır. Ancak TCK m.148/3'teki durumda, failin amacı mağdura zarar vermek değil, onun direncini kırarak malını almaktır. Yani, mağduru savunmasız hale getirme eylemi, malı alma fiiline yönelik bir araçtır. Bu nedenle kanun koyucu bu durumu, fiziki cebirle eşdeğer tutarak yağma suçunun bir unsuru saymıştır. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/tck-malvarligina-karsi-suclar/)