FETÖ/PDY gibi başlangıçta legal görünümlü bir sivil toplum örgütünün sonradan terör örgütüne dönüştüğü durumlarda, bu yapıya sempati duyan veya içinde yer alan bir kişinin silahlı terör örgütü üyeliği suçundan sorumluluğu, TCK m.30/1'deki unsur yanılgısı kapsamında nasıl değerlendirilebilir? (YCGK - K.2021/265)
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2021/265 sayılı kararına göre, bu gibi durumlarda TCK m.30/1'deki unsur yanılgısı gündeme gelebilir. Silahlı terör örgütü üyeliği suçunun manevi unsuru, kişinin örgütün bir terör örgütü olduğunu bilerek ve isteyerek hiyerarşik yapısına dahil olmasıdır. Eğer bir yapı, başlangıçta legal bir görünüme sahipse ve faaliyetlerini bu şekilde yürütüyorsa, bu yapıya dahil olan bir kişinin, yapının bir terör örgütü olduğunu bilmesi beklenemeyebilir. Özellikle yapının terör örgütü olduğuna dair kesinleşmiş bir yargı kararı veya kamuoyunda bu yönde yerleşmiş bir bilgi yokken, sadece legal faaliyetlerine (dershane, banka, sendika vb.) katılan kişinin, suçun maddi unsurlarından olan 'örgütün niteliği' konusunda hataya düştüğü kabul edilebilir. Eğer bu hata, kişinin durumu ve yapıyla olan ilişkisi göz önüne alındığında 'esaslı' bir hata ise, kastı ortadan kaldıracağı için TCK m.30/1 uyarınca beraatına karar verilmesi gerekebilir. Her somut olay, failin örgütle olan bağının niteliği, faaliyetleri ve örgütün suç işleme amacını bilip bilmediği açısından ayrı ayrı değerlendirilmelidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/hata-yanilma-ve-kacinilmaz-hata-tck-30.html)