Akrabalar arasında yapılan pay satışlarında şufa hakkının kullanılıp kullanılamayacağını 27.03.1957 tarihli ve 12/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #305930

27.03.1957 tarihli ve 12/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na göre, bir paydaşın payını karı-kocasına, evladına veya diğer bir akrabasına temlik etmesi durumunda, bu işlem tapuda 'satış' olarak gösterilse bile, eğer işlemin arkasındaki gerçek amacın satış değil de 'miras hukukuyla ilgili mülahazalar veya hibe (bağış) gibi düşünceler' olduğu iddia ve ispat edilirse, şufa hakkı kullanılamaz. Bu kararın temel mantığı, bu tür devirlerde asıl amacın para almak değil, akrabalık bağı nedeniyle bir malı devretmek veya aile içinde kalmasını sağlamak olduğudur. Davalı (alıcı akraba), bu durumu yani işlemin aslında bir bağış olduğunu her türlü delille (tanık dahil) ispatlayabilir. Eğer işlemin gerçek bir satış olduğu, yani bedel karşılığı yapıldığı ispatlanırsa şufa hakkı kullanılabilir. Ancak, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2016/10426 sayılı kararında olduğu gibi, akrabalık ilişkisi (örneğin kayınpeder-damat) ve bağış amacının varlığı ispatlandığında dava reddedilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/gayrimenkul-hukuku/sufa-hakki-onalim-davasi.html)