Bir kişinin, gece vakti evine giren kişinin hırsız olduğunu düşünerek ateş etmesi ve bu kişinin aslında ev arkadaşı olduğunun anlaşılması durumunda, kasten öldürme suçu açısından 'şahısta hata' mı, yoksa TCK m.30/3 kapsamında 'meşru savunmanın maddi şartlarında kaçınılmaz hata' mı öncelikli olarak tartışılmalıdır? Yargıtay'ın yaklaşımını analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #305874

Bu durumda her iki hata türü de iç içe geçmiş olup, öncelikli olarak TCK m.30/3 kapsamında 'hukuka uygunluk nedeninin (meşru savunma) maddi şartlarında hata' tartışılmalıdır. Fail, kendisine veya konutuna yönelik haksız bir saldırı olduğu zannıyla hareket etmektedir. Eğer bu sanısı, olayın koşulları (gece vakti, eve izinsiz girilmesi vb.) dikkate alındığında 'kaçınılmaz' bir hata ise, fail TCK m.25/1 (meşru savunma) hükümlerinden yararlanır ve CMK m.223/3-c uyarınca beraatına karar verilir. YCGK'nın 2015/352 sayılı kararında da benzer bir olayda, hatanın 'kaçınılmaz olup olmadığı' tartışılmış, kaçınılmaz olmadığı sonucuna varılarak haksız tahrik hükümlerinin dahi uygulanamayacağı belirtilmiştir. 'Şahısta hata' ise daha çok kimlikte yanılmayı ifade eder. Burada fail, bir saldırgan olduğunu düşündüğü kişiyi hedef almaktadır; asıl yanılgı, bir saldırının varlığı konusundadır. Eğer meşru savunma koşullarındaki hatanın kaçınılmaz olmadığı, yani failin daha dikkatli davransa durumu anlayabileceği sonucuna varılırsa, bu durumda eylem taksirle öldürme veya olası kastla öldürme olarak değerlendirilebilir ve bu noktada şahıstaki hata (arkadaşını hırsız sanması) cezanın bireyselleştirilmesinde dikkate alınabilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/hata-yanilma-ve-kacinilmaz-hata-tck-30.html)