Cinsel saldırı suçlarında mahkumiyet kararı verilmesinde, mağdurun beyanlarının 'istikrarlı' ve 'tutarlı' olmasının önemi nedir? Yargıtay'ın 'çelişkili savunmalar' ve 'hayatın olağan akışına aykırılık' kriterlerini, failin 'iftira' iddiaları bağlamında nasıl değerlendirdiğini örnek kararlar üzerinden açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #305074

Cinsel saldırı suçlarında mağdurun beyanları, genellikle suçun ispatında merkezi bir rol oynar, zira bu tür suçlar genellikle kapalı kapılar ardında işlenir. Mağdurun beyanlarının 'istikrarlı' ve 'tutarlı' olması, mahkumiyet için aranan en önemli delil kriterlerinden biridir. Yargıtay, mağdurun beyanlarındaki tutarlılığa büyük önem atfederken, sanığın 'çelişkili savunmalarını' ve 'hayatın olağan akışına aykırı' iddialarını dikkate almamaktadır. Örneğin, Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2014/7077 K. sayılı kararında, mağdurenin aşamalarda değişmeyen tutarlı anlatımları ve taraflar arasında mağdurun iffetini ortaya koyacak şekilde iftira atmasını gerektirecek bir husumetin bulunmaması nedeniyle sanığın basit cinsel saldırı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. Buna karşılık, Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2015/10073 K. sayılı kararında, mağdurenin çelişkili beyanları ve sanığın savunmalarının hayatın olağan akışına aykırı olmaması hususları göz önüne alınarak, suçun işlendiğine dair şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı gerekçesiyle sanığın beraatine hükmedilmiştir. Bu durum, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin cinsel saldırı davalarında da titizlikle uygulanması gerektiğini göstermektedir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/cinsel-saldiri-sucu-sarkintilik-ve-tecav%C3%BCz-sucu-cezasi.html, Basit Cinsel Saldırı Suçunda İftira Atma İddiası, Nitelikli Cinsel Saldırı Suçunda Çelişkili Beyan ve Hayatın Olağan Akışı).