Cinsel saldırı suçlarında hem sanık hem de mağdur açısından 'zorunlu müdafilik/vekillik' uygulamasını (CMK 150/3, 234/2, 239/2) açıklayınız. Özellikle yaş veya maluliyet durumlarının bu zorunluluğu nasıl etkilediğini ve savunma hakkı bağlamındaki önemini vurgulayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #305073

Cinsel saldırı suçları, niteliği itibarıyla hassas olup, yargılama sürecinde sanık ve mağdurun haklarının korunması büyük önem taşır. CMK 150/3'e göre, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada sanık müdafii bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. Cinsel saldırı suçlarının nitelikli halleri genellikle bu sınırı aşar (örneğin TCK 102/2 için 12 yıldan aşağı olamaz). Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 20/06/2022 T., 2022/4884 E., 2022/5901 K. sayılı kararı, bu zorunluluğun ihlalini savunma hakkının kısıtlanması olarak değerlendirmiştir. Mağdur açısından ise, CMK 234/2 ve 239/2 maddeleri, mağdur veya katılanın on sekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malûl olması ve bir vekili de bulunmaması halinde, istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirilmesini zorunlu kılar. Bu düzenlemeler, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 'Adil yargılanma hakkı' (m.6) ve Anayasa'nın 'Hak arama hürriyeti' (m.36) ile güvence altına alınan savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamak ve yargılamada mağdur duruma düşürülen kimselerin bir de yargılamada mağdur olmalarının önüne geçmek amacını taşır (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/cinsel-saldiri-sucu-sarkintilik-ve-tecav%C3%BCz-sucu-cezasi.html, Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması).