Çocuk mağdurların bulunduğu ceza davalarında, yasal temsilci ile mağdurun menfaatlerinin çatışması durumunda ceza muhakemesindeki süreci ve 'kayyım atanması'nın hukuki temelini (TMK 426/2) Yargıtay kararları üzerinden açıklayınız.
Çocuk mağdurların yasal temsilcileri (genellikle anne-baba) velayetleri kapsamında (TMK 335, 336, 342) çocuk adına şikayet ve davaya katılma hakkını kullanır. Ancak, yasal temsilcisinin sanık olarak yargılandığı hallerde veya sanıkla yasal temsilci arasında akrabalık ilişkisi gibi menfaat çatışması durumlarında, mağdurun menfaati ile kanuni temsilcinin menfaati çatışabilir. Böyle bir durumda, Türk Medeni Kanunu'nun 426/2. maddesi uyarınca mağdura 'temsil kayyımı' atanması sağlanmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/416 K. sayılı kararında ve Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2017/6691 K. sayılı kararında bu husus vurgulanmıştır. Kayyım atanmasıyla, şikayet ve davaya katılma (müdahil olma) hakkını bu kayyım kullanır ve yargılama kayyımın beyanı doğrultusunda devam eder. Bu mekanizma, çocuğun üstün yararını ve hukuki haklarının korunmasını güvence altına almayı amaçlar, zira velayet hakkı mutlak ve sınırsız olmayıp 'çocuğun yararı' ilkesi ile sınırlıdır.