Türk Ceza Kanunu'nda 'şahısta hata' ile 'hedefte sapma' kavramlarına neden ayrı bir düzenleme getirilmediğini, bu kavramların TCK Madde 30'un mevcut fıkraları çerçevesinde nasıl yorumlandığını ve hukuki sonuçlarını örneklerle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #305062

TCK Madde 30 Gerekçesi, 'şahısta hata' ve 'hedefte sapma' kavramlarına ayrı bir hüküm getirilmemesinin gerekçesini açıklamaktadır. 'Şahısta hata' (error in persona), failin hedeflediği kişi yerine, o kişi olduğunu zannederek başka bir kişiyi hedef almasıdır (örneğin A'yı öldürmek isterken A zannıyla B'yi öldürmesi). Gerekçeye göre bu durum TCK 30/1 (maddi unsurlarda hata) veya 30/2 (nitelikli hallerde hata) hükümleri bağlamında değerlendirilmelidir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2011/6444 E., 2012/8973 K. sayılı kararında, sanığın mağdure Emine'yi hedefleyerek Rukiye'ye yönelik telefon eylemlerinde mağdurda hata olduğu ve TCK 30/1 uyarınca beraat etmesi gerektiği belirtilmiştir. 'Hedefte sapma' (aberratio ictus) ise, failin fiilini belirli bir hedefe yöneltmesine rağmen, fiilin dış etkenler nedeniyle saparak başka bir neticeye yol açmasıdır (örneğin A'ya ateş ederken kurşunun saparak B'yi vurması). Gerekçeye göre hedefte sapma bir hata değil, suçların içtimaı (özellikle fikri içtima) hükümleri kapsamında ele alınması gereken bir sorundur (TCK 44). Bu durumda, A'ya karşı kasten öldürmeye teşebbüs ile B'ye karşı taksirle öldürme suçları söz konusu olabilir ve TCK 44 uygulanır.