Yargıtay'ın 'dini duyguları istismar etmek suretiyle cinsel saldırı' vakalarına yaklaşımını, 'Badelenme' örneği üzerinden açıklayınız. Bu tür olaylarda mağdurun rızasının hukuken geçerli sayılıp sayılmadığını irdeleyiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #305059

Yargıtay, dini duyguların istismar edilerek gerçekleştirilen cinsel saldırı vakalarında, mağdurun rızasının hukuken geçerli olup olmadığını titizlikle değerlendirmektedir. Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 13.02.2013 tarihli (Yargıtay 14.CD, 2014/1117 sayılı Kararı ile Onanmıştır) kararında 'badelenme' tabir edilen eyleme konu olay incelenmiştir. Kararda, sanığın dergaha gelen, tarikat mensubu kişilerin dini duyguları üzerinde kurduğu hakimiyet sonucu, tüm yapılanların Allah'a yaklaşmak amacıyla yapılması gerektiğine ilişkin söylemleriyle onları inandırdığı ve bu şekilde etkileyerek dini duygu ve inançlarını kötüye kullandığı belirtilmiştir. Mağdur ve mağdurelerin dergahta bulundukları ortam, dini konulardaki bilgisizlikleri ve sanığın 'yapılanların dinimizde karşılığı bulunduğu' yönündeki beyanları göz önüne alındığında, Yargıtay hukuken geçerli, gerçek bir iradenin varlığından söz edilemeyeceği sonucuna varmıştır. Bu durumda, sanığın yalnızca kendi cinsel arzularını ve amaçlarını yerine getirmek için bu eylemleri gerçekleştirdiği belirlenmiş ve 'Nitelikli Cinsel Saldırı' suçunun (tecavüz suçu) kanıtlandığı kabul edilmiştir. Bu karara göre, dini duyguların istismar edildiği durumlarda, mağdurun dışarıdan rıza gibi görünen davranışları, gerçek irade beyanı olarak kabul edilmez ve suçun niteliğini etkilemez (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/cinsel-saldiri-sucu-sarkintilik-ve-tecav%C3%BCz-sucu-cezasi.html, Tecavüz Suçunun İspatlanıp İspatlanmadığı Olgularla Birlikte Değerlendirilmelidir).