Nitelikli cinsel saldırı (tecavüz) suçu ile 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' (TCK 109) suçu arasındaki ilişkiyi, özellikle cinsel saldırı suçunun işlenmesi sırasında mağdurun hareket etme imkanının kısıtlanması durumunda TCK 44'teki fikri içtima (farklı neviden fikri içtima) ilkesini değerlendirerek açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #305058

Nitelikli cinsel saldırı suçunun (tecavüz suçu) konusu mağdurun vücudu olduğundan, bu suçun işlenmesi sırasında ve bu suçun işlendiği süreyle sınırlı bir zaman dilimi içerisinde mağdurenin hareket etme olanağının ortadan kaldırılması, cinsel saldırı suçunun bir öğesi olarak kabul edilir. Bu durumda, ayrıca 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçunun da oluşmayacağı kabul edilmektedir. Zira mağdurun vücudu üzerinde işlenen cinsel saldırı suçunun, mağdurun hareket etme olanağını ortadan kaldırmadan işlenemeyeceği düşünülür. Dolayısıyla, cinsel saldırı eylemini gerçekleştirdiği zaman zarfı dışında mağduru hürriyetinden yoksun kılma şeklinde başkaca bir eylem bulunmadıkça, TCK Madde 44'te düzenlenen fikri içtima hükümleri gereği, tek fiille birden fazla farklı suç oluşsa da, fiilin hukuki anlamda tekliği nedeniyle yalnızca cinsel saldırı suçundan hüküm kurulur ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ayrıca cezalandırılmaz (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2016/291, Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2014/366). Ancak sanık, cinsel saldırı eylemi dışında mağduru daha uzun süre veya farklı amaçlarla hürriyetinden yoksun bırakmışsa, bu durum ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturabilir.