Yargıtay'ın ankesörlü aramalar davalarındaki delil değerlendirme sürecinde gözettiği usuli güvenceler nelerdir? Özellikle 'trol ağı' metodu ve CMK m.135 ile ilişkisi bağlamında bu güvencelerin ihlal edilme potansiyelini açıklayınız.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, ankesörlü arama davalarında usuli güvencelere riayet edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu güvenceler şunlardır: CMK m.217 uyarınca HTS kayıtlarına ilişkin ayrıntılı analiz raporunun duruşmada okunarak sanığa diyeceklerinin sorulması, emniyet kayıtlarının yanı sıra BTK'dan kayıtların istenmesi, sanığın görev yaptığı tüm şehirlerde ankesörlü telefondan/sabit hattan aranıp aranmadığına ilişkin ayrıntılı analiz raporu düzenlettirilmesi, mevcut ise ardışık aranan diğer şahısların sanık hakkında soruşturma/kovuşturma olup olmadığının tespiti ve bu kişilerin duruşmaya getirilerek tanık sıfatıyla dinlenilmesi, ve aramaları gerçekleştiren kişilerin tespiti ve dinlenilmesi (sen.av.tr/tr/makale/ankesorlu-veya-sabit-hattan-ardısık-periyodik-ve-tekil-arama, Yargıtay 16. Ceza Dairesi 17.02.2020 T., 2019/10286 E. ve 2020/1127 K.). 'Trol ağı' metodu olarak adlandırılan, bir baz istasyonu veya hat üzerinden bütün kayıtların elde edilmesi yöntemi ise hukuka aykırı kabul edilmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.11.2011 tarihli, 2011/6-140 E. ve 2011/222 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, iletişimin tespiti tedbiri ancak şüpheli veya sanık hakkında uygulanabilir. Haklarında tedbir kararı verilen üçüncü kişilerin şüpheli veya sanık sıfatına sahip olmaması halinde bu tedbire başvurulamaz, bu durum CMK m.135'e aykırılık teşkil eder ve delil toplama yönteminin hukuka aykırı olduğunu gösterir.