Bir sanık, 'haksızlık yanılgısı'na (TCK m. 30/4) düştüğünü iddia etmektedir. Bu hatanın 'kaçınılmaz' olup olmadığının tespitinde, kişinin 'içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre' nasıl bir rol oynar?
Kişinin içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre, hatanın kaçınılmazlığının değerlendirilmesinde önemli bir sübjektif kriterdir. Yargıtay CGK 2017/412 K. sayılı kararında da bu kriter vurgulanmıştır. Örneğin, okuma yazma bilmeyen, hayatı boyunca kırsal bir bölgeden çıkmamış, dış dünyayla teması sınırlı bir kişinin, karmaşık bir idari düzenlemeyi veya modern bir hukuki yasağı bilmemesi, daha 'kaçınılmaz' bir hata olarak görülebilir. Buna karşılık, büyük bir şehirde yaşayan, üniversite mezunu, dünyadaki gelişmeleri takip eden bir kişinin aynı konuda hataya düşmesi 'kaçınılabilir' bir hata olarak değerlendirilecektir. Yani mahkeme, soyut bir 'herkesin bildiği/bilmesi gerektiği' varsayımı yerine, sanığın kişisel koşullarını dikkate alarak bir değerlendirme yapar.