Ankesörlü telefonla aranma deliliyle ilgili olarak, aramaların 'makul görünmemesi' kriteri ne anlama gelmektedir?
Bu kriter, aramaların içeriği ve şeklinin, sıradan bir sosyal veya ailevi iletişimin özelliklerini taşımayıp, hayatın olağan akışına aykırı, gizlilik ve tedbir içeren bir örüntü sergilemesi anlamına gelir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin kararlarında, aramaların makul görünmemesini sağlayan unsurlar şunlardır: - Arayanın, sanığı kendi cep telefonundan veya ev telefonundan aramak yerine, sürekli olarak kamuya açık, takip edilmesi zor ankesörlü telefonları veya büfe hatlarını kullanması. - Aramaların çok kısa süreli (sadece çağrı bırakma veya birkaç saniyelik görüşmeler) olması, ki bu durum genellikle sadece bir buluşma yeri veya saati bildirme amacına işaret eder. - Aramaların genellikle mesai saatleri dışında, belirli periyotlarla ve hep aynı yöntemle yapılması. - Sanığın, kendisini arayan bu numaraları geri aramaması veya kaydetmemesi. Bu unsurlar bir araya geldiğinde, Yargıtay bu iletişim tarzının 'makul' bir açıklaması olmadığı, aksine gizliliğe dayalı örgütsel bir iletişim metoduna uyduğu sonucuna varmaktadır.