Sanık, tartıştığı katılanı alüminyum paspas sopası ile darbetmiş, bu darbe katılanda bulunan kalp-damar hastalığını tetikleyerek kalp krizine ve yaşamsal tehlikeye neden olmuştur. Sanığın katılanın hastalığını bilmediği varsayımında, YCGK bu olayı nasıl hukuki olarak nitelendirmiştir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK), 2019/207 K. sayılı kararında bu karmaşık olayı 'farklı neviden fikri içtima' (TCK m. 44) çerçevesinde çözmüştür. Kurul'a göre, sanığın tek bir fiili (paspas sopasıyla vurma) iki farklı suçu oluşturmuştur: 1. **Kasten Yaralama:** Sanığın kastı yaralamaya yönelik olduğu için, eylem kamu görevlisini silahla (paspas sopası silah sayılmıştır) BTM ile giderilebilir şekilde kasten yaralama suçunu (TCK m. 86/2, 3-c-e) oluşturur. 2. **Taksirle Yaralama:** Sanığın kastetmediği ancak öngörebilir olan kalp krizi ve yaşamsal tehlike neticesi açısından taksirle sorumlu olduğu kabul edilmiş, bu da taksirle nitelikli yaralama (TCK m. 89/2-e) suçunu oluşturur. Sanık tek bir fiille bu iki suçu işlediği için, TCK m. 44 gereği daha ağır cezayı gerektiren suçtan, yani kasten yaralama suçundan cezalandırılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Eylemin TCK m. 87 kapsamında değerlendirilememesinin sebebi ise, temel yaralamanın BTM ile giderilebilir olmasıdır.