Sanığın, FETÖ/PDY'nin nihai amacını bilmediği, yapıyı bir eğitim ve ahlak hareketi olarak gördüğü yönündeki savunması, özellikle 17-25 Aralık 2013 öncesi faaliyetleri için nasıl değerlendirilir?
Metindeki Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2017/3335 E. sayılı kararının girişinde bu konuda önemli bir ayrım yapılmaktadır. Karara göre, örgütün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun geniş bir kesimince böyle algılanması bir gerçektir. Bu nedenle, örgütün hiyerarşisinde alt katmanlarda yer alan kişiler için, örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonların başladığı ve kamuoyunda 'paralel yapı' veya 'terör örgütü' olarak tartışılmaya başlandığı süreçten (genellikle 17-25 Aralık 2013 milat alınır) önceki faaliyetlerin, 'niteliği, içeriği ve mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği' belirtilmektedir. Bu, özellikle bu tarihten önceki eylemler açısından, sanığın kastının (örgütün nihai amacını bilme) ayrıca ve somut olarak ispatlanması gerektiğini, aksi halde TCK m. 30'daki hata hükümlerinin gündeme gelebileceğini ifade eder.