FETÖ/PDY üyeliğiyle suçlanan sanık hakkında tek delil olarak ankesörlü telefondan ardışık aranma kayıtları bulunmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (YCGK) ve 16. Ceza Dairesi'nin bu duruma ilişkin yaklaşımlarındaki farklılıklar nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #304814

Metindeki kararlara göre, Yargıtay 16. Ceza Dairesi, belirli kriterleri (periyodiklik, ardışıklık, arananların rütbe denkliği vb.) karşılayan ankesör aramalarını, sanığın savunmasının hayatın olağan akışına aykırı bulunması halinde, tek başına mahkumiyet için 'belirleyici delil' olarak görme eğilimindedir (Örn: 11.02.2020, 2019/8467 E. sayılı karar). Bu yaklaşım, bu aramaları örgütün gizli haberleşme ağının bir parçası olarak kabul eder. Buna karşılık, Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK) daha temkinli bir tutum sergilemektedir. Örneğin, 04.02.2020 tarihli, 2019/9.MD-286 E. sayılı kararında YCGK, sanığın 5 yıllık bir sürede 18 kez aranmasını, 'arama sayısı ve sıklığı dikkate alındığında' tek başına örgütsel toplantılara katıldığının göstergesi olarak kabul etmemiştir. Yine, 17.03.2020 tarihli kararında periyodik aramayı 'yan delil' olarak kabul etmiş, ancak mahkumiyetin asıl dayanağının tanık beyanları olduğunu vurgulamıştır. Bu durum, YCGK'nın ankesör delilini tek başına mahkumiyete yeterli görmeyip, mutlaka başka somut delillerle desteklenmesi gerektiği yönünde bir içtihat geliştirdiğini göstermektedir.