TCK m. 30/1'e göre 'fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz.' Bu hükmün 'şahısta hata' durumlarına uygulanması nasıl olur ve TCK gerekçesi bu konuda ne gibi bir yaklaşım sergilemektedir?
Şahısta hata, failin eylemini yönelttiği kişinin, kastettiği kişiden farklı olması durumudur. TCK m. 30/1, kastın bir unsuru olan 'bilme' öğesindeki eksikliği düzenler. Fail, hedef aldığı kişinin kimliğinde yanılıyorsa, suçun maddi unsurlarından olan 'mağdur' konusunda bir hataya düşmüş olur. Madde gerekçesinde, 765 sayılı TCK'dan farklı olarak 'şahısta hata' ve 'hedefte sapma' için özel bir düzenlemeye gidilmediği belirtilmiştir. Gerekçeye göre 'şahısta hata', TCK m. 30'un birinci ve ikinci fıkra hükümleri bağlamında çözümlenmesi gereken genel bir hata halidir. Örneğin, A'yı öldürmek isterken B'yi A zannederek öldüren kişi, kasten öldürme suçundan sorumlu olur. Ancak öldürdüğü B'nin nitelikli hal (örneğin kardeşi olması) teşkil ettiğini bilmiyorsa, TCK m. 30/2 uyarınca bu hatasından yararlanır ve kasten öldürmenin basit halinden cezalandırılır (TCK Madde 30 Gerekçesi).