5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yer alan 'Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma' (TCK m.220) ve 'Silahlı Örgüt' (TCK m.314) suçlarında, örgütün varlığının kabulü için fiilen bir suç işlenmesinin zorunlu olup olmadığını ve Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.
Hem TCK m.220 (Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma) hem de TCK m.314 (Silahlı Örgüt) suçları bakımından, örgütün varlığının kabulü için fiilen bir suç işlenmesi zorunlu değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Yaklaşımı: * Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (örneğin 04.10.2023 tarihli, 2023/213 E. ve 2023/486 K. sayılı kararında) TCK m.220 anlamında bir örgütten bahsedilebilmesi için aranan unsurlardan biri olarak, 'Suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşme yeterli olup örgütün varlığının kabulü için suç işlenmesine gerek bulunmadığı' açıkça belirtilmiştir. (sen.av.tr/tr/makale/21112023-tarihli-yargitay-karari-isiginda-bylockun-delil-kuvveti.html) * Aynı ilke, TCK m.314/4 uyarınca 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır' denildiği için silahlı örgüt suçu için de geçerlidir. Hukuki Gerekçe ve Amaç: Bu durum, örgütlü suçlulukla mücadelenin 'hazırlık hareketlerini' de suç sayması amacını taşır. Kanun koyucu, örgütün fiilen suç işlemesini beklemeden, sırf 'suç işlemek amacıyla' kurulmuş olmasını ve bu amaca elverişli bir yapıya sahip olmasını cezalandırmak suretiyle, tehlike suçu niteliğindeki bu eylemlerle daha erken aşamada mücadele etmeyi hedeflemiştir. Örgütün varlığı, üye sayısı, hiyerarşik bağ, devamlılık ve amaç suçları işlemeye elverişli araç ve gereç gibi unsurlarla tespit edilir. Örgüt faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde ise, fail hem örgüt üyeliğinden/yöneticiliğinden hem de işlenen faaliyet suçundan ayrıca cezalandırılır. (sen.av.tr/tr/makale/21112023-tarihli-yargitay-karari-isiginda-bylockun-delil-kuvveti.html)