Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 14.01.2015 tarihli, 2014/7563 E. ve 2015/294 K. sayılı kararında, sanığın fasılalı kırmızı ışıkta geçerek ve geçiş önceliğine uymayarak kazaya sebebiyet vermesi olayında, eylemin neden 'bilinçli taksir' olarak kabul edilemeyeceğine karar verilmiştir? Bu karar, bilinçli taksirin unsurları açısından nasıl bir yorum getirmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #304233

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 14.01.2015 tarihli, 2014/7563 E. ve 2015/294 K. sayılı kararında, sanığın fasılalı kırmızı ışıkta geçmesi ve geçiş önceliğine uymaması nedeniyle meydana gelen kazada bilinçli taksirin koşullarının bulunmadığına hükmedilmiştir. Bu karar, bilinçli taksirin unsurlarına ilişkin önemli bir yorum getirmiştir: Olay Özeti: Sanık, gece saat 03:00 sıralarında, meskun mahalde, ışık kontrollü kavşağa geldiğinde kendisine 'kırmızı fasılalı ışık' yanmasına rağmen, kavşakta geçiş önceliğine uymayarak geçiş yapmış ve motosiklete çarparak sürücüsünün nitelikli olarak yaralanmasına neden olmuştur. Sanığın bu kural ihlali nedeniyle 'asli kusurlu' olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay'ın Yorumu ve Gerekçesi: Karar, sanığın kural ihlalinin (fasılalı kırmızı ışıkta geçme ve geçiş önceliğine uymama) taksirli bir hareket olduğunu kabul etmiş, ancak bu durumun 'bilinçli taksirle hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği' sonucuna varmıştır. Gerekçede, Daire'nin yerleşik içtihatlarına atıf yapılmıştır. Bu, Yargıtay'ın, kural ihlalinden kaynaklanan basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki çizgiyi çizerken, failin olası sonucu 'öngörmesine rağmen istemediği ve güvenerek hareket ettiği' özel psikolojik durumu araması gerektiği anlamına gelir. Yani, sadece kural ihlali ve bunun sonucunda meydana gelen tehlikenin öngörülebilir olması bilinçli taksir için yeterli değildir; failin bu tehlikeyi 'öngörmüş olmasına rağmen gerçekleşmeyeceğine' dair bir güveninin de somut olarak ortaya konması beklenmektedir. Bilinçli Taksirin Yorumu: Karar, 'kırmızı fasılalı ışık' gibi bir durumda geçmenin kusurlu bir eylem olduğunu kabul etse de, bu davranışın tek başına, sanığın bir başkasının yaralanacağını 'öngörüp de gerçekleşmeyeceğine güvenmesi' şeklinde bir bilinçli taksir kastını gösterdiğini düşünmemiştir. Bu, daha ziyade bir dikkatsizlik veya özensizlik (basit taksir) olarak yorumlanmıştır. Bilinçli taksirin tespiti için failin tehlikeyi algıladığına ve buna rağmen devam ettiğine dair daha somut ve kişisel bir güvenin varlığı aranmıştır. Sonuç: Bu karar, özellikle trafik suçlarında kural ihlallerinin taksir mi yoksa bilinçli taksir mi olduğunu ayırt etmede, Yargıtay'ın taksirin manevi unsurlarına ilişkin titiz ve somut delile dayalı bir inceleme yaptığını göstermektedir. (tck-madde-89-taksirle-yaralama-sucu.html, Yargıtay 12. Ceza Dairesi 14.01.2015, 2014/7563 E., 2015/294 K.)