Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2014/12017 E. ve 2016/15565 K. sayılı kararında taksirle yaralama suçunda (TCK m.89) 'akıl hastalığı nedeniyle ceza sorumluluğunun' nasıl değerlendirilmesi gerektiği ve bu konuda 'eksik hüküm' kararı verilmesinin nedenlerini açıklayınız.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 21.12.2016 tarihli, 2014/12017 E. ve 2016/15565 K. sayılı kararında, taksirle yaralama suçunda sanığın 'akıl hastalığı nedeniyle ceza sorumluluğunun' değerlendirilmesi ve bu konuda 'eksik hüküm' kurulması eleştirilmiştir. **Akıl Hastalığı ve Ceza Sorumluluğu:** * Türk Ceza Kanunu (TCK) m.32, akıl hastalığı nedeniyle ceza sorumluluğunu düzenler. Buna göre, 'Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez veya cezasında indirim yapılır.' * Bu durumun tespiti, teknik bir konudur ve mutlaka uzman bir kurum tarafından yapılmalıdır. **'Eksik Hüküm' Kararı Verilmesinin Nedenleri:** Kararda, ilk derece mahkemesinin sanığın akıl hastalığı nedeniyle ceza sorumluluğunu değerlendirirken düştüğü hata ve bunun sonucunda verilen 'eksik hüküm' şu şekilde belirtilmiştir: * **Tek Hekim Raporu Yetersizliği:** Yargıtay, sanığın TCK m.32 gereğince 'akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış veya önemli derecede azalmış olup olmadığı'nın **sağlık kurulu raporu ile saptanması gerektiğini** vurgulamıştır. Mahkemenin, bu tespiti tek hekimin verdiği rapora dayanarak yapması 'eksik hüküm kurulması'na neden olmuştur. Akıl hastalığı gibi karmaşık ve ceza sorumluluğunu doğrudan etkileyen bir konuda, kapsamlı ve kurul tarafından hazırlanan bir raporun zorunlu olduğu belirtilmiştir. (tck-madde-89-taksirle-yaralama-sucu.html) Bu durum, ceza yargılamasında sanığın kusur yeteneğinin tam ve eksiksiz bir şekilde tespit edilmesinin, adil bir yargılama ve doğru bir hüküm kurulması açısından hayati önem taşıdığını göstermektedir. Eksik incelemeyle verilen kararlar, sanığın haklarını ihlal edebileceği gibi, maddi gerçeğe ulaşmayı da engeller.