Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 24.01.2023 tarihli, 2022/39338 E. ve 2023/240 K. sayılı kararında ByLock kullanımının 'FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği için gerekli ve yeterli' kabul edilmesine rağmen, aynı Daire'nin 21.11.2023 tarihli kararında ByLock'un tek başına yeterli görülmemesinin gerekçelerini karşılaştırmalı olarak analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #304217

Yargıtay'ın ByLock deliline ilişkin içtihatlarında zaman içinde bir evrilme gözlemlenmektedir. İki karar arasındaki karşılaştırma, bu evrimi açıkça ortaya koymaktadır: 1. **Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 24.01.2023 tarihli, 2022/39338 E. ve 2023/240 K. sayılı kararı:** * Bu karar, önceki istikrarlı Yargıtay içtihatlarına (özellikle Yargıtay CGK 26.09.2017 tarihli kararı) paralel olarak, 'failin bilerek ve isteyerek ByLock sunucusunda kayıtlı bir User-ID aldığının belirlenmesi'nin, kişinin ByLock sistemine dahil olup gizli haberleşme imkanına kavuştuğunun ve 'dolayısıyla en azından FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğunun kabulü için gerekli ve yeterli' olacağını belirtmiştir. Hatta bu kararda, 'bu ağa dahil olan kişilerin ağ içerisinde başka kişi ya da kişilerle yaptıkları görüşme içeriklerinin olması da aranmayacaktır' denilerek, ByLock kullanımının tek başına yeterliliği net bir şekilde ifade edilmiştir. (sen.av.tr/tr/makale/21112023-tarihli-yargitay-karari-isiginda-bylockun-delil-kuvveti.html) 2. **Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 21.11.2023 tarihli, 2023/17048 E. ve 2023/8966 K. sayılı kararı (İncelemeye Konu Karar):** * Bu karar, özellikle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı ve İHAM'ın Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararı sonrası bir evrimi yansıtır. Kararda, 'ByLock ID numarası üzerinden eşi ile mesajlaşan, bizzat yazdığı mesajlarda örgütsel bir içerik belirlenemeyen sanığın anılan sisteme örgüt talimatı ile dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandığının her türlü şüpheden uzak kesin olarak ortaya konamadığı gibi örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katıldığına dair başkaca faaliyetlerine ilişkin delil de ikame olunamayan sanığın ispat edilemeyen müsnet suçtan beraati yerine, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yetersiz gerekçe ile mahkumiyet hükmü kurulması' bozma nedeni yapılmıştır. **Karşılaştırma ve Farklılaşma Gerekçeleri:** * **'Tek Başına Yeterlilik'ten Uzaklaşma:** 21.11.2023 tarihli karar, önceki kararın aksine, sırf ByLock uygulamasının yüklü olmasını veya User-ID tespitini otomatik olarak örgüt üyeliği için yeterli görmemiştir. Kişisel mesajlaşmanın örgütsel faaliyet kapsamında olmadığının tespit edilmesi durumunda beraat kararı verilmesi gerektiğini vurgulamıştır. * **Örgütsel Amaç ve Organik Bağ Arayışı:** Yeni kararda, ByLock kullanımının 'örgütsel bir amaca yönelik olarak alındığına ilişkin her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil' ve 'örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katıldığına dair başkaca faaliyetlere ilişkin delil' ikamesi zorunluluğu getirilmiştir. * **İHAM Etkisi ve 'Şüpheden Sanık Yararlanır' İlkesi:** Bu değişiklikte, İHAM'ın ByLock'un münhasıran FETÖ tarafından kullanıldığının ispatlanması gerektiği ve başka delillerle desteklenme zorunluluğu yönündeki kararlarının etkili olduğu düşünülmektedir. Ayrıca, şüphenin sanık lehine yorumlanması ilkesine daha sıkı bir dönüş sinyali vermektedir. Bu durum, ByLock delilinin değerlendirilmesinde daha titiz, somut olayın özelliklerine dayalı ve tamamlayıcı delil arayışının arttığı yeni bir aşamaya işaret etmektedir. (sen.av.tr/tr/makale/21112023-tarihli-yargitay-karari-isiginda-bylockun-delil-kuvveti.html)