5237 sayılı TCK'nın 89. maddesi ve genel hükümler bağlamında, 'Taksirle Yaralama' suçunda 'iradi hareket' ve 'sonucun istenmemesi' unsurlarını detaylıca açıklayınız.
TCK m.89'da düzenlenen taksirle yaralama suçunun temel unsurları arasında 'iradi hareket' ve 'sonucun istenmemesi' yer alır: 1. **İradi Hareket (Fiil):** * Taksirle işlenen bir suçta failin fiziksel bir davranışı, yani bir 'hareketi' bulunmalıdır. Bu hareket, kişinin bilinç ve iradesiyle gerçekleştirilmiş olmalıdır. Örneğin, bir sürücünün aracı sürmesi, bir işverenin güvenlik önlemi almaması gibi. Hareketin iradi olmaması (örneğin uyurgezerlik hali veya dışarıdan gelen mutlak bir fiziksel zorlama) durumunda taksirden bahsedilemez. (tck-madde-89-taksirle-yaralama-sucu.html, Yargıtay CGK 2018/19) * Bu hareket, icrai (aktif bir eylem, örneğin bıçakla kazaen yaralama) olabileceği gibi ihmali (yapılması gerekeni yapmama, örneğin gerekli ilacı yazmama veya güvenlik tedbiri almama) de olabilir. 2. **Sonucun İstenmemesi:** * Bu, taksirli suçları kasten işlenen suçlardan ayıran en temel manevi unsurdur. Failin iradi hareketini yaparken, meydana gelen yaralama sonucunun gerçekleşmesini istememesi gerekir. Eğer fail yaralama sonucunun gerçekleşmesini istemişse, bu durumda kasten yaralama suçu (TCK m.86) oluşur. * Taksirde fail, öngörülebilir bir sonucu öngöremeyerek, bilinçli taksirde ise öngörmesine rağmen bu sonucun gerçekleşmeyeceğine güvenerek hareket eder. Her iki durumda da sonuç fail tarafından istenmemiştir. (tck-madde-89-taksirle-yaralama-sucu.html) Bu iki unsurun varlığı, taksirli sorumluluğun temelini oluşturur. Eğer failin iradi bir hareketi yoksa veya meydana gelen sonucu istemekle kalmayıp onu kastetmişse, taksirle yaralama suçundan bahsedilemez.