İcra takibine yapılan itirazın iptali davalarında (İİK m.67) borçlunun ödeme emrine itirazda zamanaşımı def'ini ileri sürmüş olması halinde, açılan itirazın iptali davasında bu defi'yi tekrar ileri sürmesi gerekip gerekmediğini Yargıtay içtihatları ışığında tartışınız.
İcra takibine karşı borçlunun ödeme emrine itiraz ederken zamanaşımı def'ini ileri sürmesi ve icra takibini durdurması halinde, açılan itirazın iptali davasında bu defi'yi tekrar ileri sürmesi gerekip gerekmediği hususu önemlidir. Yargıtay'ın yaklaşımına göre: Borçlunun ödeme emrine itirazındaki zamanaşımı def'i, icra takibini durduran bir itirazdır. İtirazın iptali davası, bu itirazın (zamanaşımı itirazının) yerinde olup olmadığının tespiti amacıyla açılır. Dolayısıyla, davacı (alacaklı), bu davada, borçlunun icra takibindeki zamanaşımı itirazının yerinde olmadığını ileri sürerek davasını açar. Bu durumda, mahkemece, borçlunun icra takibindeki zamanaşımı itirazının yerinde olup olmadığı konusu kendiliğinden incelenmeli ve karara bağlanmalıdır. Yani, basit yargılama usulünün uygulandığı itirazın iptali davalarında, HMK m.319'daki iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına bakılmaksızın, davalı borçlunun bu davada ayrıca ve süresinde zamanaşımı def'ini tekrar ileri sürmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Mahkeme, davanın sonucuna etkili olması nedeniyle bu konuya re'sen eğilmelidir. (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-319-iddia-ve-savunmanin-genisletilmesi-ve-degistirilmesi-yasagi.html, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2017/2766 E., 2017/2464 K. sayılı kararı ve YHGK. 01.10.2014 tarih, 2013/17-1101 E-2014/716 K. sayılı kararı)