Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 21.11.2023 tarihli, 2023/17048 E. ve 2023/8966 K. sayılı kararında ByLock delilinin değerlendirilmesinde önceki istikrarlı Yargıtay kararlarından farklılaşan veya eklenen hangi kriterler öne sürülmüştür? Bu kararın önemi nedir?
Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 21.11.2023 tarihli, 2023/17048 E. ve 2023/8966 K. sayılı kararı, ByLock delilinin değerlendirilmesinde önceki 'tek başına yeterli delil' yaklaşımından bir ölçüde farklılaşan veya ek kriterler getiren önemli bir karardır. Bu kararda: * **İçerik ve Kullanım Amacının Önemi:** Sanık adına alınan ByLock hesabının çözümlenmesinde sadece sanık ve eşi arasında kişisel ve ailevi nitelikte elektronik mesajlaşma belirlenmiş, örgütsel bir içerik veya kod isim tespit edilememiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı üzerine, terör örgütüne üyeliğin delili olarak ByLock'un kabul edilebilmesi için 'örgütsel faaliyetlerde örgütsel gizliliğin sağlanması amacıyla ByLock hesabı oluşturulması ve/veya kullanılması gerektiği' vurgulanmıştır. Somut olayda örgütsel bir amaca yönelik alındığına dair şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, hesabın kişisel ve ailevi bir saikle oluşturulduğuna yönelik sanık lehine şüphe oluştuğu belirtilmiştir. * **Organik Bağ ve Başkaca Delil Arayışı:** Kararda, sanığın ByLock sistemine örgüt talimatı ile dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandığının her türlü şüpheden uzak kesin olarak ortaya konamadığı gibi, 'örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katıldığına dair başkaca faaliyetlerine ilişkin delil de ikame olunamayan sanığın ispat edilemeyen müsnet suçtan beraati' yönünde hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir. (sen.av.tr/tr/makale/21112023-tarihli-yargitay-karari-isiginda-bylockun-delil-kuvveti.html) **Kararın Önemi:** Bu karar, sırf ByLock uygulamasının telefonda bulunmasının veya kullanılmış olmasının tek başına örgüt üyeliği için yeterli olmadığını, uygulamanın örgütsel amaçla ve gizliliği sağlamak için kullanıldığının somut delillerle ortaya konulması gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca, ByLock dışındaki yan delillerle örgütle organik bağın ve faaliyetlerin ispatlanması gerekliliğine işaret etmesi, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin ByLock davalarına uygulanması açısından önemli bir gelişmedir. Bu karar, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'nin (İHAM) Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararındaki ByLock'un münhasıran FETÖ tarafından kullanıldığının ispatlanması gerektiği ve başka delillerle desteklenmesi gerektiği yönündeki yaklaşımına paralel bir yorum olarak değerlendirilmektedir. (sen.av.tr/tr/makale/21112023-tarihli-yargitay-karari-isiginda-bylockun-delil-kuvveti.html, Yargıtay 3. Ceza Dairesi 21.11.2023, 2023/17048 E. ve 2023/8966 K. sayılı kararı)