Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2016/10135 E., 2017/4449 K. sayılı kararında yer alan 'terör örgütü lideri için halk önderi olarak kabul ediyorum' şeklindeki ifadelerin TCK m.215 kapsamında 'Suçu ve Suçluyu Övme' suçu oluşturup oluşturmadığına dair karşıt görüşleri analiz ediniz.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2016/10135 E., 2017/4449 K. sayılı kararında, 'terör örgütü lideri için halk önderi olarak kabul ediyorum' şeklindeki ifadelerin TCK m.215 kapsamındaki 'Suçu ve Suçluyu Övme' suçu oluşturup oluşturmadığı konusunda farklı görüşler ortaya konmuştur: **Çoğunluk Görüşü (Bozma Gerekçesi):** Bu ifadelerin şiddeti, silahlı direnmeyi veya ayaklanmayı teşvik eden ifadeler içermediği, sadece cezaevinde yatan bir hükümlünün durumu hakkında endişelerden söz ettiği ve demokratikleşme yönünde taleplerde bulunduğu savunulmuştur. Bu görüşe göre, bu tür sözler, Anayasa m.90/5 uyarınca uygulanması gereken AİHS ve AİHM kararları (Skaka/Polonya, Korku/Türkiye) ışığında ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir. Suçun yasal unsurlarının oluşmadığı kabul edilerek beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir. **Karşı Oy Gerekçesi:** Karşı oy kullanan üye, bu ifadelerin 'halk önderi olarak kabul ediyorum' şeklindeki beyanları ile terör örgütü liderinin işlediği suçlar ve güttüğü amaç itibarıyla açıkça övüldüğünü savunmuştur. PKK'nın silahlı terör örgütü olduğu, binlerce insanın ölümüne ve ekonomik kayıplara neden olduğu, kamu düzenini bozmaya çalıştığı ve Abdullah Öcalan'ın bu örgütün kurucusu ve lideri olduğu belirtilerek, bu tür sözlerin düşünce ve ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığı ileri sürülmüştür. Bu görüşe göre, söz konusu ifadeler TCK m.215'teki suçu ve suçluyu övme suçunu oluşturmaktadır. (tck-madde-215-sucu-ve-sucluyu-ovme-sucu.html, Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2016/10135 E., 2017/4449 K.)