İfade özgürlüğü (Anayasa m.26, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.10) ile TCK m.215'teki 'Suçu ve Suçluyu Övme Suçu' arasındaki dengeyi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları ışığında değerlendiriniz. AİHM'in ifade özgürlüğünün istisnalarına yaklaşımını da belirtiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #304172

İfade özgürlüğü, Anayasa m.26 ve AİHS m.10 ile güvence altına alınmış demokratik toplumun temel bir koşuludur. AİHM kararlarında (örneğin Handyside/Birleşik Krallık, Castells/İspanya), ifade özgürlüğünün sadece lehte, zararsız veya önemsiz görülen haber ve düşünceler için değil, aynı zamanda aleyhte, çarpıcı, şok edici ve rahatsız edici fikirler için de geçerli olduğu vurgulanır. Bu çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereğidir. Ancak ifade özgürlüğü mutlak bir hak değildir ve AİHS m.10/2 ile Anayasa m.26/2'de belirtilen meşru amaçlarla sınırlanabilir (ulusal güvenlik, kamu düzeni, suçun önlenmesi vb.). AİHM, ifade özgürlüğünün iki temel istisnasına işaret eder: 1. **Şiddeti Teşvik Edici ve Övücü Söylemler:** Şiddeti bir araç olarak öngören, kişileri hedef gösterip kanlı intikam isteyen, benimsenen düşünceler için şiddete başvurmanın meşru olduğunu ileri süren veya anlamsız nefret yaratarak şiddeti kışkırtan ifadeler ifade özgürlüğü kapsamında korunmaz (Sürek/Türkiye, Güzel ve Özer/Türkiye). 2. **Azınlıklara Karşı Nefret Söylemi:** Azınlıklara yönelik nefret içeren açıklamalar da bu kapsamda değerlendirilemez (Kızılyaprak/Türkiye, Yurttaş/Türkiye). TCK m.215, bu dengeyi gözeterek, suçu övme fiilinin 'kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlike' yaratması halinde cezalandırılmasını öngörür. Bu, soyut bir övmenin değil, somut bir tehlikeye yol açan bir övmenin suç sayılacağı anlamına gelir. Yargıtay da, AİHM içtihatlarına paralel olarak, bu tehlikenin belirlenmesinde ifadenin içeriği, kim tarafından, nerede, nasıl bir ortamda ve hangi koşullar altında söylendiği gibi faktörleri dikkate almaktadır (Zana/Türkiye). (tck-madde-215-sucu-ve-sucluyu-ovme-sucu.html)