Silahlı terör örgütü üyeliği suçunun sübutunda ByLock delilinin değerlendirilmesine ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarihli kararı ile Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 21.11.2023 tarihli kararı arasında bir içtihat değişikliği veya farklılığı var mıdır?
İki karar arasında doğrudan bir içtihat değişikliğinden ziyade, yerleşik içtihadın uygulanmasına ilişkin bir nüans ve somut olaya özgü bir değerlendirme farkı vardır. YCGK'nın 2017 tarihli kararı, ByLock'un örgütsel bir delil olduğunu ve teknik olarak tespitinin örgüt üyeliği için belirleyici olabileceğini ortaya koyan temel çerçeveyi çizmiştir. Bu karar, ByLock kullanımını genel olarak örgütsel bir faaliyet olarak kabul etmiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2023 tarihli kararı ise, bu genel kabulü reddetmemekle birlikte, her ByLock kullanımının otomatik olarak örgütsel faaliyet sayılamayacağını somut bir olay üzerinden göstermiştir. Bu kararda, deliller (mesaj içeriği, kişi listesi) programın 'örgütsel saikle' değil, 'kişisel ve ailevi bir saikle' kullanıldığını gösteriyorsa, YCGK kararındaki genel ilkenin bu somut olaya uygulanamayacağına ve suçun manevi unsurunun oluşmayacağına işaret etmiştir. Dolayısıyla, ikinci karar birinci kararı ilga etmemekte, ancak onun mutlak bir karine olmadığını, her olayın kendi delil durumu içinde 'örgütsel kast'ın ayrıca ispatlanması gerektiğini vurgulayarak uygulamaya önemli bir derinlik katmaktadır. (Kaynak: 21112023-tarihli-yargitay-karari-isiginda-bylockun-delil-kuvveti.html)