6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra, süresi geçtikten sonra ileri sürülen bir zamanaşımı def'ine, davacı tarafın sessiz kalması (suskunluk), bu defin geçerli sayılması için yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #304115

Hayır, yeterli değildir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2017/3834 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, 1086 sayılı HUMK döneminde, süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımı def'ine davacının hemen ve açıkça karşı çıkmaması (suskun kalması), defin geçerli sayılması için yeterliydi. Ancak 01.10.2011'de yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK, bu durumu değiştirmiştir. HMK m. 141/2 uyarınca, süresinden sonra yapılan bir savunmanın (zamanaşımı def'i gibi) geçerli olabilmesi için karşı tarafın 'açık muvafakati' gerekmektedir. Davacının sessiz kalması, açık muvafakat olarak yorumlanamaz. Dolayısıyla, davacı açıkça 'kabul ediyorum' veya 'muvafakat ediyorum' demediği sürece, süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımı def'i mahkemece dikkate alınamaz. (Kaynak: hmk-madde-319-iddia-ve-savunmanin-genisletilmesi-ve-degistirilmesi-yasagi.html)