Asker olan sanık, kendisine saldıran maktule karşı meşru savunma sınırları içinde hareket edip etmediği tartışılırken, sanığın 'aldığı eğitimin ve askeri talimatların hilafına hareket ettiği' tespiti, hukuki değerlendirmede nasıl bir rol oynar?
Bu tespit, sanığın kusurunun ve eyleminin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde aleyhine bir rol oynar. Ceza Genel Kurulu'nun 2015/705 E. sayılı kararında, sanığın aldığı eğitim ve talimatlara aykırı hareket ettiği vurgulanmıştır. Bir askerin, sivil bir vatandaşa göre kriz anlarında nasıl davranacağı, orantılı güç kullanımının ne olduğu ve hangi durumlarda hangi müdahalenin meşru olduğu konusunda özel bir eğitim alması beklenir. Sanığın bu eğitim ve talimatlara aykırı davranması (örneğin, durumu derhal komutanına bildirmek yerine kendi başına müdahale etmesi, orantısız güç kullanması), onun 'dikkat ve özen yükümlülüğünü' ihlal ettiğini ve eyleminde kusurlu olduğunu gösteren önemli bir veridir. Meşru savunmanın 'zorunluluk' ve 'orantılılık' şartları değerlendirilirken, sanığın sahip olduğu bu bilgi ve eğitim seviyesi, ondan beklenen davranış standardını yükseltir. Talimatlara aykırı hareket etmesi, eyleminin meşru savunma sınırları içinde kalmadığı yönündeki kanaati güçlendirir. (Kaynak: askerin-silah-kullanma-yetkisi-ve-siniri/)