Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararında, ByLock delili nasıl değerlendirilmiştir? AİHM'e göre, ByLock kullanımının tespiti tek başına örgüt üyeliği için yeterli midir ve bu delilin ispat gücü açısından ne tür ek unsurlar aranmalıdır?
AİHM, Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararında, ByLock kullanımını 'ilk bakışta Gülen hareketi ile bir tür bağlantıya işaret edebileceğini' kabul etmekle birlikte, bunun tek başına, otomatik olarak ve diğer delillerle desteklenmeden örgüt üyeliği suçundan mahkumiyet için yeterli bir delil olamayacağını belirtmiştir. AİHM'e göre, ByLock delilinin ispat gücü kazanabilmesi için şu hususların açıklığa kavuşturulması gerekir: 1) Delilin Güvenilirliği: ByLock verilerinin nasıl elde edildiği, bütünlüğü ve güvenilirliğinin nasıl sağlandığı yargılamada denetime açık olmalıdır. 2) Bireyselleştirme: Sanığın ByLock'u ne amaçla, kimlerle ve ne içerikle kullandığının ortaya konulması gerekir. Salt CGNAT verileri gibi teknik kayıtlara dayanmak yerine, mesaj içerikleri, kişi listeleri gibi somut verilerle sanığın örgütsel kastının bireyselleştirilmesi ve ispatlanması zorunludur. AİHM, bu ek unsurlar olmadan, sadece ByLock kullanımına dayalı bir mahkumiyetin AİHS m. 7 (Kanunsuz ceza olmaz) ve m. 6 (Adil yargılanma hakkı) ilkelerini ihlal edebileceğini vurgulamıştır. (Kaynak: 21112023-tarihli-yargitay-karari-isiginda-bylockun-delil-kuvveti.html)