Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılanan bir sanığın, örgütün gizli haberleşme ağı olan ByLock'u kullandığı tespit edilmiştir. Ancak sanık savunmasında, bu programı örgütsel amaçla değil, başka bir sanıkla arasındaki özel ilişkisi nedeniyle, sırf haberleşmek için kullandığını iddia etmiştir. Yargıtay bu tür bir savunmayı nasıl değerlendirmektedir? Hangi kararı bu duruma örnek teşkil eder?
Yargıtay, bu tür savunmaları dikkate almakta ve ByLock kullanımının her zaman örgütsel amaçlı olmayabileceğini kabul etmektedir. Kapatılan Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 25.06.2020 tarihli, 2019/11650 E. sayılı kararı bu duruma iyi bir örnektir. Bu kararda, sanığın ByLock programını diğer sanıkla aralarındaki özel ve gayriresmi ilişkiyi gizlemek amacıyla, yani örgütsel bir saikle değil, 'özel maksatlı' bir görüşme yapmak için kullandığı tespit edilmiştir. Elde edilen haberleşme içeriklerinin de bu savunmayı doğrulaması üzerine Yargıtay, sanığın ByLock'u örgütsel faaliyet kapsamında kullanmadığına ve bu nedenle örgüt üyeliği suçundan cezalandırılamayacağına hükmetmiştir. Bu karar, ByLock'un delil olarak kabul edilmesinde dahi, kullanım amacının ve içeriğinin önemini ve her olayın kendi özelinde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. (Kaynak: 21112023-tarihli-yargitay-karari-isiginda-bylockun-delil-kuvveti.html)