TCK m. 89/3 uyarınca, taksirle yaralama fiilinin mağdurun 'duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine' neden olması halinde ceza bir kat artırılır. TCK m. 89/2-a'da ise 'işlevinin sürekli zayıflaması' halinde cezanın yarısı oranında artırılacağı düzenlenmiştir. Bu iki nitelikli hal arasındaki fark nedir? Bir kaza sonucu mağdurun bir gözündeki görme yetisinin tamamen kaybolması hangi fıkra kapsamında değerlendirilmelidir?
İki fıkra arasındaki temel fark, fonksiyon kaybının derecesidir. TCK m. 89/2-a'daki 'işlevin sürekli zayıflaması', duyu veya organın fonksiyonunu eskiye nazaran daha düşük bir kapasiteyle de olsa yerine getirmeye devam etmesi anlamına gelir. Örneğin, bir gözdeki görme keskinliğinin %50 azalması bu kapsama girer. TCK m. 89/3-b'deki 'işlevin yitirilmesi' ise, duyu veya organın ilgili fonksiyonunu tamamen veya tama yakın derecede kaybetmesi, artık o işlevini yerine getiremez hale gelmesidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2015/15567 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bir kaza sonucu mağdurun bir gözündeki görme işlevinin sürekli (tamamen) kaybına neden olacak bir yaralanma, 'işlevin sürekli zayıflaması' değil, 'işlevin yitirilmesi' niteliğindedir. Bu nedenle, bu durum TCK m. 89/2-a'ya göre değil, daha ağır bir ceza artırımı öngören TCK m. 89/3-b'ye göre cezalandırılmalıdır. (Kaynak: tck-madde-89-taksirle-yaralama-sucu.html)