Askerlik görevini yapan bir erin, kendisine veya başkasına yönelik haksız bir saldırıyı defetmek için meşru savunma (TCK m. 25) kapsamında hareket etmesi durumunda, kullandığı aracın (süngülü piyade tüfeği) öldürmeye elverişli olması, savunmanın 'orantılı' olup olmadığının değerlendirilmesinde tek başına belirleyici bir faktör müdür?
Hayır, tek başına belirleyici değildir. Meşru savunmada orantılılık, saldırı ile savunmada kullanılan araç arasında bir denklik olması anlamına gelmez. Önemli olan, saldırıyı defetmeye yetecek ölçüde bir savunma yapılmasıdır. Saldırgan silahsız dahi olsa, saldırının niteliği (örneğin boğmaya çalışma, birden fazla kişinin saldırması) veya savunan kişinin fiziksel durumu, saldırıyı ancak bir silahla durdurmayı zorunlu kılabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (2015/705 E.) kararında da, sanığın elinde süngülü tüfek olmasına rağmen önce yumrukla müdahale etmesi, kademeli bir güç kullanımını göstermesi olarak değerlendirilmiştir. Saldırganın yerden kalkıp saldırgan tavrını sürdürmesi karşısında, eldeki süngülü tüfeğin kullanılması, saldırının devam eden tehlikesi karşısında değerlendirilmelidir. Dolayısıyla, kullanılan aracın öldürücü niteliği orantının değerlendirilmesinde önemli bir kriter olsa da, olayın tüm koşulları (saldırının şiddeti, devamlılığı, başka türlü defetme imkanının olup olmadığı) bir bütün olarak ele alınarak orantılılık değerlendirmesi yapılır. (Kaynak: askerin-silah-kullanma-yetkisi-ve-siniri/)