PKK terör örgütü lideri için bir dilekçede 'Sayın Öcalan' ifadesini kullanmak ve onu 'halk önderi' olarak nitelendirmek, Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin karşı oyu bulunan bir kararında nasıl değerlendirilmiştir? Bu değerlendirme, ifade özgürlüğü ile suçu ve suçluyu övme suçu arasındaki dengeyi nasıl kurmaktadır?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2016/10135 E. sayılı kararındaki karşı oyda, bu tür ifadelerin TCK m. 215'te tanımlanan 'suçu ve suçluyu övme' suçunu oluşturduğu savunulmuştur. Karşı oyun gerekçesi şöyledir: PKK'nın uluslararası alanda da kabul edilen bir terör örgütü olduğu, liderinin de bu örgütün eylemlerinden sorumlu olarak mahkum olduğu belirtilmiştir. Bu kişiyi 'halk önderi' olarak tanımlamanın, onun işlediği suçları ve güttüğü amacı meşrulaştırmak ve yüceltmek anlamına geldiği, dolayısıyla suçlunun 'sırf suç işlemesi sebebiyle' övüldüğü kabul edilmiştir. Bu yaklaşım, ifade özgürlüğünün (AİHS m. 10, Anayasa m. 26) mutlak olmadığını, özellikle terör suçları gibi devletin güvenliğini ve kamu düzenini tehdit eden eylemlerle bağlantılı olduğunda sınırlanabileceğini esas alır. Karşı oya göre, bu tür ifadeler, basit bir değer yargısı veya eleştiri sınırlarını aşarak, işlenmiş suçları ve failini meşrulaştıran, dolayısıyla kamu düzeni için 'açık ve yakın tehlike' oluşturan bir övgü niteliğindedir. Bu nedenle ifade özgürlüğü kapsamında korunamayacağı ve TCK m. 215'in unsurlarını oluşturduğu belirtilmiştir. (Kaynak: tck-madde-215-sucu-ve-sucluyu-ovme-sucu.html)