Yargıtay'ın istikrar kazanmış kararlarına göre, ByLock programının bir kişinin telefonunda tespit edilmesi tek başına silahlı terör örgütü üyeliği (TCK m. 314/2) suçundan mahkumiyet için yeterli midir? Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 21.11.2023 tarihli kararı bu yaklaşıma ne gibi bir nüans getirmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #304000

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarihli kararı sonrası yerleşik hale gelen içtihatlara göre, ByLock'un münhasıran FETÖ/PDY tarafından örgütsel iletişim için kullanılan gizli bir haberleşme ağı olduğu kabul edilmiş ve bir kişinin bu programı kullandığının teknik verilerle tespiti, silahlı terör örgütü üyeliği için güçlü ve çoğu zaman yeterli bir delil olarak görülmüştür. Ancak, Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 21.11.2023 tarihli, 2023/17048 E. sayılı kararında bu yaklaşıma önemli bir nüans getirilmiştir. Bu kararda, sanığın ByLock programını sadece eşiyle kişisel ve ailevi nitelikte mesajlaşmak için kullandığı, rehberinde başka kimsenin olmadığı ve mesaj içeriklerinin örgütsel bir nitelik taşımadığı tespit edilmiştir. Daire, bu durumda ByLock'un örgütsel bir saikle kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin olarak ortaya konulamadığına ve örgütle organik bağın ispatlanamadığına hükmederek sanığın beraat etmesi gerektiğine karar vermiştir. Bu karar, ByLock'un varlığının otomatik olarak mahkumiyet anlamına gelmediğini, programın örgütsel amaçla kullanılıp kullanılmadığının dosya özelinde, mesaj içerikleri ve kişi listesi gibi somut verilerle değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. (Kaynak: 21112023-tarihli-yargitay-karari-isiginda-bylockun-delil-kuvveti.html)