Yargıtay'ın 'Kamuya açık alanda bulunulması, bu alandaki her görüntü veya sesin dinlenilmesine, izlenilmesine, kaydedilmesine, sürekli ve izinsiz olarak elde bulundurulmasına rıza gösterildiği anlamına gelmez' ilkesi, 'Özel Hayatın Gizliliğini İhlal' suçu bağlamında nasıl yorumlanmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #303566

Bu ilke, 'özel hayatın gizliliği' kavramının sadece dört duvar arasındaki mahremiyetle sınırlı olmadığını vurgular. Yargıtay'a göre, kamuya açık alanda bulunulduğunda dahi 'kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik' prensibi geçerlidir. Bir kişinin kamuya açık alandaki hareketlerinin, gittiği yerlerin, kiminle görüştüğünün sistematik ve sürekli olarak denetim ve gözetim altına alınması sonucu elde edilen bilgiler veya onun başkalarınca görülmesini/bilinmesini istemeyeceği faaliyetler, özel hayat kavramı kapsamına girer. Dolayısıyla, bu tür izinsiz ve sürekli kayıtlar TCK m.134'teki 'özel hayatın gizliliğini ihlal' suçunu oluşturabilir. Örneğin, bir özel dedektiflik bürosunun kamuya açık alanda eş takibi yaparak fotoğraf çekmesi bu kapsamda değerlendirilir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/5914 E., 2022/9309 K.).