Danıştay'ın bir kararında, tam yargı davasında hükmedilen manevi tazminata uygulanacak faizin başlangıç tarihi neye göre belirlenmiştir? İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) madde 13'ün başvuru şartları ile bu karardaki faiz başlangıcı arasındaki ilişkiyi ve idarenin tazminat borcunu sulhen ödeyebilme imkanının faiz başlangıcı üzerindeki etkisini açıklayınız.
Danıştay 15. Dairesi'nin 2015/413 Karar sayılı dosyasında, tam yargı davasında hükmedilen manevi tazminata uygulanacak faizin başlangıç tarihi ele alınmıştır. Faizin, idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkum edilmesi sonucunda, tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanacak tutarı ifade ettiği belirtilmiştir. **İYUK Madde 13'ün Rolü**: İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olan kişilerin, dava açmadan önce, uğradıkları zararın tazmini için ilgili idareye yazılı olarak başvurmalarını zorunlu kılmaktadır. Bu başvuru, idari yargıda dava açılabilmesi için bir 'dava ön şartı'dır. İYUK m.13'e göre: 'İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir.' **İdarenin Sulhen Ödeme İmkanı ve Faiz Başlangıcı**: Faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkum edilmesi sonucunda, tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan tutarı ifade eder. Danıştay'ın bu konudaki yaklaşımı, idarenin zararı en erken, dava açılmadan önce yapılan bu **başvuru tarihinde sulhen (dava dışı anlaşarak) ödeyebileceği** prensibine dayanır. Eğer idare, bu başvurudan itibaren zararı ödemezse, hukuki bir gecikme yaşanmış olur ve bu gecikmenin karşılığı olarak faiz işletilmesi hakkaniyet gereğidir. Dolayısıyla, faizin başlangıç tarihi, idarenin zararı bilme ve ödeme imkanına sahip olduğu ilk an olarak kabul edilen, kişinin idareye yaptığı yazılı başvuru tarihi olmalıdır. **Mahkemenin Hatalı Faiz Başlangıcı Tespiti**: Somut olayda, davacı yakınlarının vefat etmelerinde sunulan sağlık hizmetinin kusurlu işletilmesinin neden olduğu iddiasıyla, olayda hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat istemiyle **19.05.2005 tarihinde ön karar için davalı idareye başvurulduğu** anlaşılmıştır. Ancak İdare Mahkemesi, manevi tazminat tutarının **davanın açıldığı 02.12.2005 tarihinden itibaren** işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar vermiştir. Danıştay, dava dilekçesinde yasal faiz istemi bulunmakla birlikte başlangıç tarihine ilişkin bir istem veya açıklık yoksa ya da faizin başlangıcına ilişkin dava tarihinin esas alınması yönünde talep varsa, yasal faizin başlangıç tarihi olarak dava tarihinin kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ancak bu olayda, ön başvuru tarihi açıkça bilindiğinden, mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarına, idareye başvuru tarihi olan **19.05.2005 tarihinden itibaren** yasal faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken, davanın açılış tarihi olan 02.12.2005 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığına karar verilmiştir. Bu, idareye yapılan ön başvurunun, faiz başlangıcı açısından belirleyici bir tarih olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.