Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin göz ameliyatı sırasındaki yanlış tıbbi müdahale iddiasına ilişkin 2018/5902 Karar sayılı dosyasında, 'vekalet sözleşmesi'ne dayalı özen borcu kapsamında doktorun sorumluluğu nasıl ele alınmıştır? Hükme esas alınan Adli Tıp raporlarının neden yetersiz bulunduğu ve mahkemenin hangi hususlarda yeni bir bilirkişi incelemesi yapması gerektiği yönündeki bozma gerekçesini detaylandırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #302920

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2018/5902 Karar sayılı dosyasında, göz ameliyatı sırasında meydana gelen hatalı müdahale ve ihmal iddialarıyla açılan maddi ve manevi tazminat davasında, taraflar arasındaki ilişkinin 'vekalet sözleşmesi' olduğu kabul edilmiştir. Bu bağlamda, vekil konumundaki doktorun özen borcuna aykırı davranıp davranmadığı esas sorun olarak ele alınmıştır. **Doktorun Özen Borcu Kapsamında Sorumluluğu**: Karar, vekilin (doktorun) iş görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan sorumlu olduğunu vurgulamıştır. Doktorların, bilim ve teknolojinin getirdiği tüm imkanları kullanarak özen borcunu yerine getirmesi gerektiği belirtilmiştir. Doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Hastasının zarar görmemesi için mesleki tüm şartları yerine getirmeli, durumunu zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almalı, uygun tedaviyi belirleyip uygulamalıdır. Tereddüt doğuran durumlarda araştırma yapmalı ve koruyucu tedbirler almalıdır. **Adli Tıp Raporlarının Yetersiz Bulunma Nedenleri**: Mahkemece hükme esas alınan iki Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu raporunun (biri yargılama sırasında, diğeri savcılık soruşturması sırasında alınan) davalılara kusur atfetmeyip, olayın komplikasyon olduğunu belirtmesine rağmen, Yargıtay bu raporları yetersiz bulmuştur. Yetersizliğin temel nedeni, alınan raporların 'davacı tarafın itirazlarını aydınlatır nitelikte olmaması'dır. Yani, davacının iddiaları (hatalı, acemi ve ihmalkar müdahaleler, merceğin yere düşüp tekrar takılması, gözde kalan iplik gibi) yeterince ve ikna edici bir şekilde incelenip cevaplanmamıştır. **Bozma Gerekçesi ve Yeni Bilirkişi İncelemesi**: Yargıtay, bu haliyle hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna karar vererek bozmuştur. Mahkemenin yapması gereken iş, şu şekilde özetlenmiştir: * Davaya konu olayda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı bir Üniversiteden, aralarında dava konusu hususta uzman, akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan rapor alınmalıdır. * Bu raporda, yapılan işlemlerin tıp bilimi açısından yeterliliği ve uygunluğu, davacı iddialarını aydınlatacak şekilde incelenmelidir. * Davalıların kusurlu olup olmadığı hususunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor hazırlanmalıdır. Bu karar, tıbbi malpraktis davalarında bilirkişi raporlarının sadece bir sonuç belirtmekle kalmayıp, tarafların iddialarını, tıbbi kayıtları ve bilimsel standartları detaylıca irdeleyerek, hukuki denetime elverişli, gerekçeli ve aydınlatıcı olması gerektiğini vurgulamaktadır.