Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2015/8358 Karar sayılı sünnet operasyonu davasında, hekimin yeterli ekipman/malzeme bulundurma ve allerjik reaksiyon sonrası tıbbi müdahale eksikliği yönünden sorumluluğu nasıl değerlendirilmiştir? Özellikle kullanılan anestezik ilaç prospektüsündeki uyarıların ve kardiyopulmoner resüsitasyon ekipmanlarının bulunup bulunmamasının illiyet bağının tespitindeki rolünü tartışınız.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, sünnet operasyonu sırasında kullanılan anestezik ilaç Jetokain'e karşı oluşan allerjik reaksiyon sonucu bebeğin vefat ettiği davada, hekimin ve sağlık kuruluşunun sorumluluğunu değerlendirmiştir. Dava, vekalet sözleşmesine dayanmakta olup, vekil konumundaki doktorların bilim ve teknolojinin getirdiği tüm imkanları kullanarak özen borcunu yerine getirmesi gerektiği vurgulanmıştır. **Hekimin/Sağlık Kuruluşunun Sorumluluğu**: Mahkeme, önceki Adli Tıp raporunda allerjik reaksiyonun öngörülemez ve önlenemez nitelikte olduğu belirtilse de, bu raporu yetersiz bulmuştur. Yetersizliğin temel nedenleri şunlardır: 1. **İlaç Prospektüsündeki Uyarılar**: Allerjiye sebep olan ilacın (Jetokain/Lidokain içeren) prospektüsünde, amid türü lokal anesteziklere karşı aşırı duyarlılığı olduğu bilinen hastalarda ve epinefrin içermesi nedeniyle penis anestezisinde kullanılmaması gerektiğine dair uyarıların bulunması önemlidir. Dosyada, bebeğin allerjisinin olup olmadığına dair operasyon öncesi bir allerji testi veya başkaca bir tıbbi araştırma yapıldığına dair herhangi bir tespitin bulunmadığı, bu durumun hekimin özen borcunu ihlal edebileceği ihtimalini gündeme getirmiştir. 2. **Kardiyopulmoner Resüsitasyon Ekipmanlarının Bulundurulmaması/Kullanılmaması**: Adli Bilimler Kongresi sunumunda, lidokain kullanımı sırasında mutlaka kardiyopulmoner resüsitasyon ekipmanlarının bulundurulması gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtay, davalı sağlık kuruluşunda bu ekipmanların bulunup bulunmadığı ve kullanılıp kullanılmadığı ile hastanın başka bir sağlık kuruluşuna sevkinin uygun zaman ve koşullarda gerçekleşip gerçekleşmediğine dair yeterli bir bilirkişi incelemesi bulunmadığını belirtmiştir. **İlliyet Bağı ve Bilirkişi Raporunun Önemi**: Karar, mevcut Adli Tıp raporunun denetime imkan verir nitelikte gerekçelendirilmediği ve hükme esas alınamayacağı sonucuna varmıştır. Mahkemece, üniversitelerin ana bilim dallarından seçilecek uzmanlardan oluşacak bir bilirkişi kuruluna dosya tevdi edilerek, davalıların hukuki konum ve sorumlulukları, dosyada mevcut delillerle birlikte bir bütün olarak değerlendirilip, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalıların sorumluluğunu gerektirecek ihmal ve hata bulunup bulunmadığını gösteren, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınması gerektiğine karar vermiştir. Bu karar, hekimin/sağlık kuruluşunun sadece tıbbi müdahaleyi doğru yapmakla kalmayıp, kullanılan ilaçların riskleri konusunda yeterli araştırma ve testleri yapma, olası komplikasyonlara karşı gerekli ekipman ve tedbirleri bulundurma ve zamanında/uygun şekilde müdahale etme yükümlülüklerinin de özen borcu kapsamında olduğunu ve illiyet bağının tespitinde bu unsurların kritik rol oynadığını göstermektedir.