Yargıtay'ın diş tedavisi sırasında oluşan tükürük bezi kesisi ve kanama ile ilgili malpraktis davasında verdiği kararda, hekimin özen borcu ve bilirkişi raporunun niteliği nasıl değerlendirilmiştir? Hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunun yetersiz bulunma nedenlerini ve Yargıtay'ın bu tür davalarda aradığı bilirkişi raporu özelliklerini detaylıca açıklayınız.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2018/7411 sayılı kararında, diş tedavisi sırasında oluşan kanama nedeniyle tükürük bezlerinin işlevini yitirdiği iddiasıyla açılan malpraktis davasında, hekimin özen borcu ve bilirkişi raporunun niteliği kritik önem taşımaktadır. **Hekimin Özen Borcu**: Davanın temelini vekalet sözleşmesi oluşturmaktadır (BK m.386, 390). Vekil konumundaki doktor, yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın ve yaptığı işlemlerin özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. Yargıtay, hekimin en hafif kusurundan dahi hukuken sorumlu olduğunu belirtir. Hekim, hastasının zarar görmemesi için mesleki tüm şartları yerine getirmek, durumunu zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, gerekli önlemleri eksiksiz almak, uygun tedaviyi belirleyip uygulamak zorundadır. Tereddüt doğuran durumlarda araştırma yapmalı ve koruyucu tedbirleri almalıdır. En emin yol seçilmelidir. **Hükme Esas Alınan Adli Tıp Raporunun Yetersiz Bulunma Nedenleri**: Mahkemece hükme esas alınan 01.09.2014 tarihli Adli Tıp raporunda, diş tedavisi sırasında oluştuğu bildirilen tükürük bezi kesisinin komplikasyon olarak değerlendirildiği ve davalıya kusur yüklenemeyeceği açıklanmıştır. Davacı bu rapora itiraz etmesine rağmen, mahkemece talebi kabul edilmemiştir. Yargıtay, raporun yetersiz olduğunu belirterek bozma kararı vermiştir, çünkü: 1. Raporda, davacıya uygulanan işlem sırasında meydana gelen kesi ile tükürük bezinin işlevini yitirip yitirmediği net olarak açıklanmamıştır. 2. Tedavisinin mümkün olup olmadığı ve bu sürecin hastayı olumsuz yönde ne şekilde etkilediği hususları üzerinde durulmamıştır. 3. Raporda, tarafların itirazlarını karşılayacak ve yeterli aydınlatmayı sağlayacak detay ve gerekçe eksikliği bulunmaktadır. **Yargıtay'ın Aradığı Bilirkişi Raporu Özellikleri**: Yargıtay, bu tür davalarda alınacak bilirkişi raporunun 'taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli' olması gerektiğini vurgulamıştır. Mahkemenin, üniversiteden, aralarında konusunda uzmanların bulunduğu akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalının sorumluluğunu gerektirecek ihmal ve hata bulunup bulunmadığını gösteren, nedenlerini açıklayıcı, denetime elverişli yeni bir rapor alması gerektiğini belirtmiştir. Rapor, özellikle tükürük bezi kesisi ve işlev kaybının tedavi edilebilirliği ve davacının yaşamına etkisi gibi somut durumları irdelemelidir. Bu karar, tıbbi malpraktis davalarında bilirkişi raporlarının yalnızca bir 'komplikasyon' tespitiyle yetinmemesi, aksine hekimin özen borcunu ve olası zararların tüm yönlerini detaylıca irdelemesi gerektiğini vurgulamaktadır.