YCGK 2017/370 sayılı kararında, sanık hakimlerin ByLock kullanmasının 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçu açısından bir delil olarak kabul edilmesinin temel mantığı nedir? Sadece ByLock kullanıcısı olmak, örgüt üyeliği için tek başına yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #302900

YCGK 2017/370 sayılı kararında, ByLock'un FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanımı için oluşturulmuş ve münhasıran bu örgüt mensupları tarafından kullanılan kriptolu bir iletişim ağı olduğu tespiti yapılmıştır. Bu nedenle, bir kişinin örgüt talimatıyla bu ağa dahil olduğunun ve gizliliği sağlamak amacıyla haberleşme için kullandığının teknik verilerle kesin olarak tespiti, kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmiştir. Kararda, 'ByLock iletişim sisteminde bağlantı tarihinin, bağlantıyı yapan IP adresinin, hangi tarihler arasında kaç kez bağlantı yapıldığının... belirlenmesi durumunda, somut olayın koşullarına göre kişinin bu özel iletişim sisteminin bir parçası olduğu kabul edilecek, ayrıca bu ağa dahil olan kişilerin ağ içinde başka kişi ya da kişilerle yaptıkları görüşme içeriklerinin olması da aranmayacaktır.' denilmektedir. Yani, ByLock'a örgütsel bir amaçla dahil olmak ve kullanmak, örgüt üyeliği için kuvvetli bir belirti ve delil olarak görülmektedir. Ancak Yargıtay'ın sonraki ve istikrar kazanan içtihatlarında, kişinin ByLock programını kullanmasının, örgütün talimatı üzerine sisteme dahil olduğu ve haberleşmelerini bu ağ üzerinden gerçekleştirdiği yönünde bir kabul için, kişinin örgütsel bir amaçla ByLock kullanıcısı olduğunun ve bu kullanımı örgüt faaliyeti kapsamında gerçekleştirdiğinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle desteklenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Tek başına User-ID almak veya programa giriş yapmak değil, programın örgütsel amaçla kullanıldığının tespiti önemlidir. Mesaj içerikleri veya kimlerle görüştüğü gibi ek deliller, kişinin örgüt içindeki hiyerarşik konumunu belirlemede veya suçun sübutunda daha da önem kazanabilir.