Bir hasta, estetik amaçlı bir ameliyat (eser sözleşmesi) için doktorla anlaşmış, ancak ameliyat sonrası beklediği estetik sonuca ulaşılamamıştır. Doktor, ameliyatı tıbbi standartlara uygun ve özenle yaptığını, ancak her hastanın doku yapısının farklı olduğunu ve sonucun garanti edilemeyeceğini savunmaktadır. Bu savunma, eser sözleşmesi kapsamında geçerli midir?
Eser sözleşmesinde (örn: estetik ameliyat), yüklenici (doktor) belirli bir sonucun (estetik görünüm) elde edilmesini taahhüt eder. Bu nedenle 'sonuç sorumluluğu' esastır. Doktorun, ameliyatı tıbbi standartlara uygun ve özenle yapmış olması, tek başına sorumluluktan kurtulması için yeterli olmayabilir. Eğer kararlaştırılan veya hastanın makul olarak beklediği estetik sonuç elde edilememişse, eser ayıplı sayılabilir ve doktor sorumlu tutulabilir (Yargıtay 3. HD - K.2015/15750; Yargıtay 13. HD - K.1993/2741). Doktorun 'sonucun garanti edilemeyeceği' savunması, ancak bu durumun ameliyat öncesinde hastaya açıkça anlatılması, olası riskler ve başarı şansı konusunda yeterli aydınlatma yapılması ve hastanın bu belirsizliği bilerek rıza göstermesi halinde bir anlam taşıyabilir. Ancak, eser sözleşmesinin doğası gereği, 'sonuç taahhüdü' vardır. Eğer doktor baştan sonucun belirsiz olduğunu ve sadece bir 'deneme' yapılacağını belirtmiş ve hasta bunu kabul etmişse, durum farklı değerlendirilebilir. Ancak genel bir estetik ameliyat taahhüdünde, sonucun elde edilememesi genellikle doktorun sorumluluğunu gündeme getirir, özellikle aydınlatma eksikse veya vaat edilenle ortaya çıkan sonuç arasında bariz bir fark varsa.