Tıbbi malpraktis davalarında, Yargıtay'ın 'hafif kusurdan dahi sorumluluk' ilkesi (BK m.321/1, TBK m.400), hekimin özen yükümlülüğünün sınırlarını nasıl belirler ve bu ilke 'komplikasyon' kavramıyla nasıl bir denge içinde yorumlanmalıdır?
Hekimin vekalet sözleşmesi kapsamında 'hafif kusurdan dahi sorumlu olması' ilkesi, özen yükümlülüğünün yüksek bir standartta tutulduğunu gösterir. Hekimden beklenen, sadece ağır ve bariz hatalardan kaçınmak değil, mesleğinin gerektirdiği her türlü dikkat ve tedbiri alması, en ufak bir ihmalde dahi bulunmamasıdır. Bu, hekimin üzerine ağır bir sorumluluk yükler. Ancak bu ilke, 'komplikasyon' kavramıyla dengelenmelidir. Komplikasyon, hekimin kusuru olmaksızın, tıbbi standartlara uygun müdahaleye rağmen ortaya çıkabilen, öngörülemeyen veya önlenemeyen istenmeyen sonuçlardır. Eğer bir zarar, hekimin hafif dahi olsa bir kusurundan (bilgisizlik, deneyimsizlik, ilgisizlik, standarttan sapma) kaynaklanıyorsa, hekim sorumlu olur. Fakat zarar, hekimin tüm özeni göstermesine, tıbbi standartlara uymasına rağmen gelişen ve tıp biliminin kabul ettiği riskler dahilinde olan bir komplikasyon ise, hekimin (hafif kusurundan dahi sorumlu olma ilkesine rağmen) sorumlu tutulmaması gerekir. Yani, 'hafif kusurdan sorumluluk' ilkesi, ancak ortada bir 'kusur' varsa devreye girer; kusurun olmadığı yerde (salt komplikasyon durumunda) sorumluluk da olmaz. Aydınlatılmış onamın varlığı ve komplikasyon sonrası yönetimin doğru yapılması da bu dengede önemli rol oynar.