Bir doktor, hastasına acil olmayan bir ameliyat önermiş ancak ameliyatın riskleri konusunda çok genel ve yetersiz bilgi vermiştir. Hasta ameliyatı kabul etmiş, ameliyat tıbbi standartlara uygun yapılmış ancak nadir görülen ciddi bir komplikasyon gelişmiştir. Bu komplikasyon, eğer hasta tam olarak aydınlatılsaydı kabul etmeyeceği bir risk ise, doktorun 'olası kast' ile hareket ettiği söylenebilir mi? Yoksa sorumluluk hangi temelde değerlendirilmelidir?
Bu durumda doktorun 'olası kast' ile hareket ettiğini söylemek genellikle zordur. Olası kast (TCK m.21/2), kişinin suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halidir ('olursa olsun' mantığı). Doktorun amacı hastaya zarar vermek değildir. Bu durum daha çok 'aydınlatma kusuru' ve buna bağlı olarak 'taksirli' bir sorumluluk kapsamında değerlendirilir. Hasta, riskler konusunda yeterince aydınlatılmadığı için bilinçli bir rıza verememiştir. Eğer hasta, tam aydınlatılsaydı bu riski kabul etmeyeceğini veya alternatif bir tedaviyi seçeceğini ispat edebilirse, doktorun aydınlatma yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle tazminat sorumluluğu doğabilir. Komplikasyonun kendisi tıbbi hata olmasa bile, hastanın bu riske yeterince bilgilendirilmeden maruz bırakılması kusurlu bir davranıştır. Sorumluluk genellikle Borçlar Hukuku (vekalet sözleşmesine aykırılık veya haksız fiil) temelinde aranır.