Bir kamu hastanesinde görevli doktor, hastanın acil ameliyat gerektiren durumunu fark etmesine rağmen, kişisel bir nedenle (örn: mesai bitimine yakın olması) ameliyatı gereksiz yere geciktirir ve bu gecikme sonucu hastanın durumu ağırlaşırsa, bu durum 'hizmet kusuru' mu yoksa 'görevden ayrılabilir kişisel kusur' mu olarak değerlendirilir? Sonuçları ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #302869

Bu durumun değerlendirilmesi Yargıtay ve Danıştay içtihatlarındaki ayrıma göre hassastır. Kural olarak, kamu görevlisinin görevi sırasındaki ihmali 'hizmet kusuru' sayılır ve dava idareye karşı açılır (Anayasa m.129/5). Doktorun ameliyatı kişisel bir nedenle geciktirmesi, görevinin gereklerine aykırı bir davranıştır ve hizmetin kötü işlemesine yol açar. Bu, tipik bir hizmet kusuru olarak değerlendirilebilir. Ancak, eğer bu gecikme, doktorun açık bir kastı, ağır ihmali veya göreviyle bağdaşmayacak derecede kişisel bir keyfiyet içeriyorsa (örn: rüşvet beklentisi gibi bir iddia varsa ve kanıtlanırsa), Yargıtay'ın bazı kararlarında (örn: YHGK - K.2001/643) olduğu gibi 'görevden ayrılabilir kişisel kusur' olarak nitelendirilme ihtimali de vardır. Eğer hizmet kusuru kabul edilirse dava idare mahkemesinde idareye, kişisel kusur kabul edilirse adli yargıda doktora karşı açılabilir. Mevcut içtihatlar genellikle bu tür ihmalleri hizmet kusuru kapsamında görme eğilimindedir, ancak somut olayın özellikleri (kasıt derecesi, keyfiyetin ağırlığı) sonucu değiştirebilir.