Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarihli ByLock kararında, sanıkların 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan mahkûmiyetlerine karar verilirken, suçun işleniş biçimi, sanıkların kastının yoğunluğu ve meydana gelen tehlikenin ağırlığına göre temel cezanın belirlenmesinde hangi eksiklik tespit edilmiştir? Kurulun bu eksikliği gidermek için neden bozma nedeni yapmadığını 'aleyhe temyiz bulunmaması' ilkesi çerçevesinde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #302849

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarihli ByLock kararında, sanık hakimlerin 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan mahkûmiyet hükümleri incelenmiştir. Kurul, mahkûmiyet hükmünü onarken, temel cezanın belirlenmesi noktasında bir eksiklik tespit etmiştir. **Tespit Edilen Eksiklik**: Kurul, sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri bakımından; 'suçun işleniş biçimi, sanıkların kastlarının yoğunluğu ve meydana gelen tehlikenin ağırlığına göre temel cezanın üst hadde yakın belirlenmesi gerektiği gözetilmeyerek eksik ceza tayin edilmesi' eleştirisini getirmiştir. Bu, mahkemenin, suçun vahameti, sanıkların örgüt içindeki konumları, eylemlerinin kamu düzeni ve adalet sistemi üzerindeki ciddi etkileri gibi faktörleri yeterince dikkate almayarak, temel cezayı daha düşük bir seviyeden belirlediği anlamına gelmektedir. Terör örgütü üyeliği gibi ciddi suçlarda, cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir edilirken, suçun işlenişindeki özgül koşulların (örgütsel talimatla hareket etme, yargı bağımsızlığını kötüye kullanma gibi) cezanın üst sınıra yaklaştırılmasını gerektirdiği yönünde bir değerlendirme yapılmıştır. **'Aleyhe Temyiz Bulunmaması' İlkesi ve Bozma Nedeninin Olmaması**: Yargıtay, bu eksikliği tespit etmesine rağmen, 'aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır' ifadesiyle, bu durumun hükmün bozulması için yeterli bir gerekçe olmadığını belirtmiştir. Bu durum, ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olan **reformatio in peius yasağına (sanık aleyhine bozma yasağı)** dayanmaktadır. Bu ilke, sanık tarafından yapılan bir temyiz veya kanun yolu başvurusu üzerine, üst mahkemenin sanığın aleyhine sonuç doğuracak bir karar veremeyeceğini ifade eder. Somut olayda, sanıklar kendi mahkûmiyetlerini temyiz etmişler, ancak Cumhuriyet savcısı veya diğer taraflar (müdahiller) cezanın az olduğu gerekçesiyle hükmü temyiz etmemişlerdir. Dolayısıyla, Yargıtay, tespit ettiği eksik ceza tayini hususunu, sanıkların aleyhine sonuç doğuracağı için hükmü bozma gerekçesi yapamamıştır. Bu ilke, sanığın kanun yoluna başvurmaktan çekinmemesini ve daha ağır bir cezayla karşılaşma riski taşımamasını sağlamak amacını taşır.