Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2018/7411 Karar sayılı dosyasında, diş tedavisi sırasında diş protezi takılması ve tükürük bezlerinin kesilmesi iddiasıyla açılan davada, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin temelini ne oluşturmaktadır? Hekimin özen borcu kapsamında, hükme esas alınan Adli Tıp raporunun neden yetersiz bulunduğu ve Yargıtay'ın bu tür davalarda aradığı bilirkişi raporu özelliklerini, özellikle tükürük bezi kesisi ve işlev kaybı hususunda açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #302843

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2018/7411 Karar sayılı dosyasında, diş tedavisi sırasında diş protezi takılırken tükürük bezlerinin kesilmesi ve kanama meydana gelmesi iddiasıyla açılan maddi ve manevi tazminat davası ele alınmıştır. Davadaki iddia ve istek, davalı hastane ve onun personelinin, vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranışına dayandırılmıştır (BK m.386, 390 - TBK m.502-506). **Hekimin Özen Borcu ve Hukuki Temel**: Vekalet sözleşmesine göre, vekilin (doktorun) en hafif kusurundan dahi hukuken sorumluluğu bulunmaktadır. Doktor, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastasının zarar görmemesi için gerekli özeni göstermek, tereddüt doğuran durumlarda araştırma yapmak ve koruyucu tedbirleri almak zorundadır. Tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklenir. **Hükme Esas Alınan Adli Tıp Raporunun Yetersiz Bulunma Nedenleri**: Mahkemece hükme esas alınan 01.09.2014 tarihli Adli Tıp raporunda, diş tedavisi sırasında oluştuğu bildirilen tükürük bezi kesisinin komplikasyon olarak değerlendirildiği ve davalıya kusur yüklenemeyeceği açıklanmıştır. Davacı bu rapora itiraz etmesine rağmen, mahkemece talebi kabul edilmemiştir. Yargıtay, raporun yetersiz olduğunu belirterek bozma kararı vermiştir, çünkü: 1. Raporda, davacıya uygulanan işlem sırasında meydana gelen kesi ile tükürük bezinin işlevini yitirip yitirmediği net olarak açıklanmamıştır. 2. Tedavisinin mümkün olup olmadığı ve bu sürecin hastayı olumsuz yönde ne şekilde etkilediği hususları üzerinde durulmamıştır. 3. Raporda, tarafların itirazlarını karşılayacak ve yeterli aydınlatmayı sağlayacak detay ve gerekçe eksikliği bulunmaktadır. **Yargıtay'ın Aradığı Bilirkişi Raporu Özellikleri**: Yargıtay, bu tür davalarda alınacak bilirkişi raporunun 'taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli' olması gerektiğini vurgulamıştır. Mahkemenin, üniversiteden, aralarında konusunda uzmanların bulunduğu akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalının sorumluluğunu gerektirecek ihmal ve hata bulunup bulunmadığını gösteren, nedenlerini açıklayıcı, denetime elverişli yeni bir rapor alması gerektiğini belirtmiştir. Rapor, özellikle tükürük bezi kesisi ve işlev kaybının tedavi edilebilirliği ve davacının yaşamına etkisi gibi somut durumları irdelemelidir. Bu karar, tıbbi malpraktis davalarında bilirkişi raporlarının yalnızca bir 'komplikasyon' tespitiyle yetinmemesi, aksine hekimin özen borcunu ve olası zararların tüm yönlerini detaylıca irdelemesi gerektiğini vurgulamaktadır.