Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2015/33584 Karar sayılı 'Kırık ve Çıkıklarda Yanlış Tedavi/Hatalı Ameliyat' davasında, doktorun ameliyat tekniği seçimi ve sonrasında gelişen komplikasyonlar (lunatum avasküler nekroz ve naviküler kırık hattında kaynamama) nedeniyle sorumluluğu nasıl değerlendirilmiştir? Hükme esas alınan Adli Tıp raporunun neden inandırıcı ve tatminkar bulunmadığı, doktorun 'eski tedavi yöntemi seçimi' iddiaları ve illiyet bağının tespitindeki eksiklikler bağlamında açıklayınız.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2015/33584 Karar sayılı dosyasında, motosiklet kazası sonrası sağ el bileğinde meydana gelen travma nedeniyle yapılan ameliyat sonrası oluşan kalıcı sakatlık (lunatum avasküler nekroz ve naviküler kırık hattında kaynamama) iddiasıyla açılan davada, doktorun sorumluluğu ve bilirkişi raporunun niteliği ele alınmıştır. Dava, vekalet sözleşmesine dayalıdır ve hekimin en hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu ilkesi vurgulanmıştır. **Hükme Esas Alınan Adli Tıp Raporunun Yetersiz Bulunması**: Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporunda, kırık ve çıkığın toplam K teli ile tespit edilmesinin ameliyat tekniğine uygun bir girişim olduğu, gelişen nekroz ve kaynamamanın komplikasyon olduğu, yapılan ameliyatla illiyetinin olmadığı ve hekime kusur atfedilemeyeceği belirtilmiştir. Ancak Yargıtay, bu raporu 'inandırıcı ve tatminkar olmaktan uzak' bularak bozma kararı vermiştir. **Bozma Gerekçesi ve Eksik İnceleme Hususları**: Yargıtay, bozma gerekçesinde, davacının iddialarına ve dosyadaki bazı önemli belgelere raporun yeterince değinmediğini belirtmiştir: 1. **Tedavi Yöntemi Seçimi**: Davacı, davalı doktorun 'yeni yöntem yerine tel montajıyla yapılan eski tedavi yöntemini seçerek hatalı tedavi yaptığı' ve 'tellerin montajı sırasında damarları deldiği' iddiasını ileri sürmüştür. Raporda, K teli kullanımının komplikasyon oluşumuna katkısı olup olmadığı veya daha modern bir yöntem olan Herbert vidası kullanılmamasının hata olup olmadığı hususları incelenmemiştir. 2. **Ameliyat Sırasında Oluşan Yaralanma**: Davacının delil olarak dayandığı hastane epikriz raporunda 'ameliyat sırasında pseudoanevrizma ve radial arterin yaralanmış bölgesinin diseke edilmiş, anevrizma ve yaralı arter segmentinin eskize edilerek ucuca onarım yapılmış olduğu' belirtilmiştir. Bu durum, ameliyat sırasında damar yaralanması gibi ciddi bir olayın gerçekleştiğini göstermesine rağmen, Adli Tıp raporunda bu hususlar üzerinde hiç durulmamıştır. Bu, hekimin hatalı ve eksik uygulaması olup olmadığına dair önemli bir bulgu iken göz ardı edilmiştir. **Yargıtay'ın İstediği Bilirkişi Raporu Özellikleri**: Mahkemenin, üniversitelerin ilgili anabilim dallarından (özellikle ortopedi uzmanlarından) seçilecek konusunda uzman bilirkişilerden oluşmuş bir kurul aracılığı ile yeni bir rapor alması gerektiği belirtilmiştir. Bu raporun: * Dosyadaki hastane kayıtları, taraf savunmaları ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hazırlanması. * Yapılması gerekenle yapılan müdahale ve tedavinin ne olduğu, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda doktor hatası olup olmadığını gösteren, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olması gerekmektedir. Bu karar, bilirkişi raporlarının sadece bir sonucun komplikasyon olup olmadığını değil, aynı zamanda hekimin seçtiği tedavi yönteminin güncel tıbbi standartlara uygunluğunu, ameliyat sırasındaki olası hataları ve bu hataların meydana gelen zararla illiyet bağını detaylıca incelemesi gerektiğini vurgulamıştır.