Danıştay'ın bir kararında, vakıf üniversitesi hastanelerinin hukuki niteliği ve tıbbi malpraktis davalarındaki sorumluluğu nasıl belirlenmiştir? 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu hükümleri ile Anayasa Mahkemesi kararları ışığında, vakıf üniversitelerinin 'kamu tüzel kişiliğine sahip' olması prensibinin idari yargının görev alanını belirlemedeki rolünü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #302836

Danıştay 15. Dairesi'nin 2015/1339 Karar sayılı dosyasında, vakıf üniversitesi hastanelerinin hukuki niteliği ve tıbbi malpraktis davalarındaki sorumluluğu incelenmiş ve bu hastanelerin 'kamu tüzel kişiliğine sahip' olduğu sonucuna varılmıştır. **Hukuki Niteliği**: Danıştay, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 3/c maddesi uyarınca vakıflar tarafından yükseköğretim kurumu açılabileceği ve aynı maddenin (d) bendinde, ayrım yapılmaksızın, üniversitelerin kamu tüzel kişiliğine sahip oldukları belirtilmiştir. Ayrıca, 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu'nun Ek maddelerinde de vakıflar tarafından kurulan üniversitelerin kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kuruldukları hükme bağlanmıştır. Anayasa Mahkemesi'nin 30.05.1990 tarihli kararında da vakıf üniversitelerinin kamu tüzel kişiliğini haiz oldukları belirlenmiştir. **Kamu Tüzel Kişiliğinin İdari Yargı Görev Alanındaki Rolü**: İdari rejime dayalı Türkiye'nin yönetim yapısında, kamu tüzel kişiliği, idari yargının görev alanının belirlenmesinde kullanılan önemli ölçütlerden biridir. Kamu tüzel kişilerinin kuruluş amacı kamu yararı, faaliyet konuları ise kamu hizmetidir. Bu haliyle, kanunla kuruldukları ve kamu hizmeti sundukları tartışmasız olan vakıf üniversitelerinin hastanelerinin, Devlet üniversiteleri hastanelerinden farklı tutulması hukuken olanaksızdır. **Sorumluluğu**: Bu bağlamda, sağlık hizmetinin sunulmasından kaynaklanan zararların da, tazmin sorumluluğunun doğup doğmadığının, **idari yargı yerince 'hizmet kusuru' ilkesi kapsamında incelenerek karar verilmesi gerekir.** Somut olayda, Yeditepe Üniversitesi Hastanesi'nde tedavi gören davacının yanlış tedavi sonucu zarar gördüğünden bahisle açılan davanın görüm ve çözümünün idari yargının görevinde bulunduğu ve adli yargının görevine girmediği gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddi yönünde verilen mahkeme kararı isabetli bulunmuştur. Sonuç olarak, vakıf üniversitesi hastaneleri, kamu tüzel kişisi olmaları nedeniyle sundukları sağlık hizmetleri kamu hizmeti niteliğindedir ve bu hizmetlerin kusurlu işletilmesi durumunda ortaya çıkan tazminat davaları idari yargının görev alanına girer. Bu durum, idarenin hizmet kusuruna dayalı sorumluluğu prensibinin bir uzantısıdır.