Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarihli kararında, sanık hakimler hakkında ileri sürülen 'görevi kötüye kullanma' suçunun yanı sıra 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçlaması da bulunmaktadır. Mahkeme, TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunlukları (belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma) açısından hangi eksikliği tespit etmiş ancak aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapmamıştır? Bu durumun hukuki sonuçlarını tartışınız.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarihli kararında, sanık hakimler hakkında hem 'görevi kötüye kullanma' (TCK m.257) hem de 'silahlı terör örgütüne üye olma' (TCK m.314/2) suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur. Kurul, görevli kötüye kullanma suçu bakımından, 'yüklenen suçun TCK’nun 53. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi karşısında, sanıklar hakkında aynı maddenin beşinci fıkrasına göre cezalarının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezalarının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi' eksikliğini tespit etmiştir. **TCK 53. Madde ve Hak Yoksunlukları**: TCK'nın 53. maddesi, 'Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma' başlığını taşır. Birinci fıkra, kasten işlenen bir suçtan mahkûmiyet halinde ceza infaz edildikten sonra kişinin belirli hakları (kamu görevi, seçme ve seçilme hakkı, velayet, vesayet hakkı gibi) kullanmaktan yoksun bırakılacağını düzenler. Beşinci fıkra ise, 'Birinci fıkrada sayılan ve belli bir meslek veya sanatın icrası yetkisinin ya da ruhsatının geri alınmasını gerektiren hallerde, hükmün kesinleşmesinden sonra mahkeme, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına da karar verebilir.' der. Özellikle mesleki yetkinin kötüye kullanılması durumlarında, meslek veya sanatın icrasının yasaklanması kararı verilebilir. **Tespit Edilen Eksiklik ve Hukuki Sonuçları**: Sanık hakimlerin, görevlerini kötüye kullanarak suç işlemeleri, TCK 53/1-a'daki 'kamu görevinin icrası' ile ilgili bir hak yoksunluğunu doğrudan gerektirir. Ancak, TCK 53/5, yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlarda, meslek veya sanatın icrasının yasaklanması yönünde ayrıca bir karar verilmesi imkanı tanır. Mahkeme, sanıkların bu suçu 'yetkinin kötüye kullanılması suretiyle' işlemiş olmaları nedeniyle, cezalarının infazından sonra mesleklerinin (hakimliğin) icrasının yasaklanmasına karar vermesi gerektiğini (yarısından bir katına kadar) belirtmiştir. Bu, suçun mesleki niteliğine uygun ek bir yaptırımdır. Ancak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 'aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır' ifadesiyle, bu eksikliğin (TCK 53/5'in uygulanmamasının) sanıklar aleyhine bir durum olması ve bu konuda Cumhuriyet savcısı veya diğer taraflarca temyiz edilmemiş olması nedeniyle, bozma kararı verilemeyeceğini belirtmiştir. Ceza muhakemesinde, aleyhe temyiz bulunmadıkça mahkeme, sanık aleyhine bozma kararı veremez (reformatio in peius yasağı).